﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar Özel - Kadın, Güzellik ve Estetik, Moda ve Sağlık &#187; Çocuk</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/cocuk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlarozel.net</link>
	<description>Kadın, Güzellik, Estetik, Moda, Sağlık, Makyaj, Diyet, Cinsellik, Gebelik, Yaşam, Aşk, Evlilik, Çocuk ve daha fazlası yer alır.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2011 13:30:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bebeğin göz rengi ne olacak, Hangi renklere dönüşür, Bebeğin gözlerinin rengi nasıl değişir,</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/bebegin-goz-rengi-ne-olacak/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/bebegin-goz-rengi-ne-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 09:09:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4694</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğin göz rengi ne olacak, Hangi renklere dönüşür, Bebeğin gözlerinin rengi nasıl değişir, Kadinlarozel.net Bebeğinizin gözlerinin ne renk olacağını merak ediyorsanız, size bazı ipuçları verebiliriz. Çünkü gün geçtikçe ilerleyen genetik bilimi, basit kalıtım kurallarıyla, bebeğinizin göz rengini doğumdan önce tahmin edebiliyor. Hem anne hem baba mavi gözlüyse Mavi rengi belirleyen allel baskın olmadığına göre, mavi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğin göz rengi ne olacak, Hangi renklere dönüşür, Bebeğin gözlerinin rengi nasıl değişir,</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/bebek-goz-rengi.jpg" border="0" align="left" title="Bebeğin göz rengi ne olacak, Hangi renklere dönüşür, Bebeğin gözlerinin rengi nasıl değişir," alt="bebek goz rengi Bebeğin göz rengi ne olacak, Hangi renklere dönüşür, Bebeğin gözlerinin rengi nasıl değişir," /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Bebeğinizin gözlerinin ne renk olacağını merak ediyorsanız, size bazı ipuçları verebiliriz. Çünkü gün geçtikçe ilerleyen genetik bilimi, basit kalıtım kurallarıyla, bebeğinizin göz rengini doğumdan önce tahmin edebiliyor.</p>
<p>Hem anne hem baba mavi gözlüyse</p>
<p>Mavi rengi belirleyen allel baskın olmadığına göre, mavi gözlü anne ve babada bu allelden ikişer kopya var demektir. Bu durumda bebek, annesinden de babasından da birer mavi allel katılacak ve gözleri mavi olacaktır.</p>
<p>Ebeveynlerden biri mavi diğeri kahverengi gözlüyse</p>
<p>Gözü kahverengi olan ebeveynin göz rengini belirleyen allerlerden biri kesinlikle kahverengidir. Diğer allelin ise, kahverengi ya da mavi olma olasılığı vardır. Bunu anlamanın bir yolu, o bireyin anne ve babasına yani büyükanne ve büyükbaba adaylarının göz rengine bakmaktır. Büyükanne ve büyükbabadan birinin gözleri maviyse, kendisinde de bir mavi allel var demektir. Bu durumda bebek ya bu mavi alleli ya da kahverengi alleli kalıtabilir.</p>
<p>Öyleyse bebeğin mavi gözlü olma olasılığı yüzde 50’dir.</p>
<p>Büyükanne ve büyükbabanın gözleri kahverengiyse, bebeğin göz rengini tahmin etmek biraz daha zorlaşır. Varsa, büyükanne ve büyükbabanın kardeşlerine bakmak gerekir. Biri mavi gözlüyse ailede mavi bir allel var demektir. Bebek bu mavi alleli kalıtırsa mavi gözlü olur. Kahverengi gözlü ebeveynin her iki alleli de kahverengiyse, bir mavi allel kalıtacağı için genlerinde mavi alleli taşır.</p>
<p>Hem anne hem baba kahverengi gözlüyse</p>
<p>Bu durumda, her ebeveyn ya iki kahverengi ya da bir kahverengi bir de mavi allel taşır. Her iki ebeveyn de kahverengi allelden ikişer kopya bulunuyorsa, bebeğin mavi gözlü olma olasılığı yoktur. Ebeveynlerden birinde allellerin her ikisi de kahverengi, diğerinde allerlerden biri kahverengi diğeri diğeri maviyse, bebek mavi alleli kalıt da, kahverengi maviye göre baskın olduğu için bebek kahverengi gözlü olur. Bebeğin mavi gözlü olabilmesi için, her iki ebeveynin de bir kahverengi bir de mavi allel taşıması gereklidir. Bebek annesinden ve babasından bu mavi alleli kalıtırsa, mavi gözlü olur. Böyle bir durumda her bebek için mavi gözlü olma olasılığı yüzde 25’tir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/bebegin-goz-rengi-ne-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Kanamalı Hastalık, Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ?</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-kanamali-hastalik/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-kanamali-hastalik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 09:06:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4621</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda Kanamalı Hastalık, Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ? Kadinlarozel.net Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ? Bu hastalık kendisini bebeğin hayatının ikinci ile beşinci günleri arasında gösterir ve deri içerisinde tükürük zarlarında göbeğinde, kanamalar görülür. Bazen makattan ve vajinadan kanama da görülür. Kusuntu ve idrarda da kana rastlanılabilir. Bu tür kanamalı hastalık neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda Kanamalı Hastalık, Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ?</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/kanamali-hastalik.jpg" border="0" align="left" title="Çocuklarda Kanamalı Hastalık, Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ?" alt="kanamali hastalik Çocuklarda Kanamalı Hastalık, Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ?" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nedir ?<br />
Bu hastalık kendisini bebeğin hayatının ikinci ile beşinci günleri arasında gösterir ve deri içerisinde tükürük zarlarında göbeğinde, kanamalar görülür. Bazen makattan ve vajinadan kanama da görülür. Kusuntu ve idrarda da kana rastlanılabilir.</p>
<p>Bu tür kanamalı hastalık neden ileri gelir ?<br />
Kan pıhtılaşma sisteminde bir mekanizmanın iyi çalışmamasından veya K vitamininin eksikliğinden ileri geldiği sanılmaktadır.</p>
<p>Tam bir teşhis için ne yapılmalıdır ?<br />
Prothrombin kan pıhtılaşması testi yapılır. Bu testle pıhtılaşma mekanizmasının iyi çalışıp çalışmadığı tespit edilir.</p>
<p>Yeni doğmuş bebeklerde kanamalı hastalık nasıl tedavi edilir ?<br />
Bebeğe enjeksiyon yoluyla damardan veya adaleden K vitamini verilir. Ciddî vakalarda nakil yoluyla taze kan verilmesi gerekmektedir. Bu şekilde durumu çabucak tedavi edilir.</p>
<p>Bu hastalıkta kalıcı sakatlıklar olur mu ?<br />
Genellikle hayır. Yalnız beyine kanama yapabilecek çok ciddî bazı vakalarda ciddi yan tesirler görülebilecektir.</p>
<p>Bu durum nasıl önlenebilinir ?<br />
Yeni doğmuş bebeğe bir K vitamini enjeksiyonu yapılmakla. Bu, genel olarak bütün vaktinden önce doğan bebeklere yapılmaktadır. Bazı hallerde anneye de gebeliği sırasında K vitamini verilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-kanamali-hastalik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Ateşi düşürme, Bebeklerde Ateş Nasıl Düşer, Ateşi çıktı ne yapmalıyım</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/cocuk-atesi-dusurm/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/cocuk-atesi-dusurm/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 08:01:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4574</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk Ateşi düşürme, Bebeklerde Ateş Nasıl Düşer, Ateşi çıktı ne yapmalıyım Kadinlarozel.net Vücud Isısı (Febris), Ateş Yükselmesi, Ateş Ölçer Vücut ısısı, canlılık belirtisidir. Vücut daima ısı üretir ve ısı kaybeder. Üretilen ısı ve kaybedilen ısı arasındaki fark vücudun ısısıdır. Vücut ısısı, beyin tabanında hipotalamustaki merkez tarafından ayarlanır ve dengede tutu­lur. Bu merkeze ısı ayarlama (Termoregülasyon) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Ateşi düşürme, Bebeklerde Ateş Nasıl Düşer, Ateşi çıktı ne yapmalıyım</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/bebek-ates.jpg" border="0" align="left" title="Çocuk Ateşi düşürme, Bebeklerde Ateş Nasıl Düşer, Ateşi çıktı ne yapmalıyım" alt="bebek ates Çocuk Ateşi düşürme, Bebeklerde Ateş Nasıl Düşer, Ateşi çıktı ne yapmalıyım" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Vücud Isısı (Febris), Ateş Yükselmesi, Ateş Ölçer</p>
<p>Vücut ısısı, canlılık belirtisidir. Vücut daima ısı üretir ve ısı kaybeder. Üretilen ısı ve kaybedilen ısı arasındaki fark vücudun ısısıdır. Vücut ısısı, beyin tabanında hipotalamustaki merkez tarafından ayarlanır ve dengede tutu­lur. Bu merkeze ısı ayarlama (Termoregülasyon) merkezi denir.</p>
<p>Vücut ısısı metabolizma, hareket ve açığa çıkan enerjiden meydana gelir. Vücut, terleyerek, solunum yaparak, derinin teması ve boşaltım sistem­leri atıklarıyla ısı kaybeder.</p>
<p>Sağlıklı bir insanın ısısı her ortamda 36.5-37 °C derecedir. Isının aynı olması termoregülasyon merkezi tarafından ayarlanır.<br />
Hastalık halinde ısı meydana getiren ve ısı kaybettiren sistemler etkilen­diği için ısı ya yükselir ya da düşer.</p>
<p>Vücut ısısı, termometre ile ölçülür. Ölçü birimi Santigrad (°C) olarak değerlendirilir. Vücut ısısı, ısı ölçülen organa göre küçük değişiklik gösterir. Oral yoldan ısı ölçümünün normal değerleri minimum (en az) 37.2 C maksi. mum 37.7 °C’dir. Rektal yoldanjsı ölçümünün normal değeri 37,5 °C’dir. Çocuklarda Bu değer 37,7Cdir..</p>
<p>Aksilla yani koltuk altından ısı ölçümünün normal değeri ise 36.5 °C’dir.</p>
<p>Isı yükselmesiyle birlikte nabız sayısı artar, solunum hızlanır. Metaboliz­ma artar. Ateş, sistemlerin çalışmasını genel olarak hızlandırır.</p>
<p>Ateş Nasıl Ölçülür, Ateş Ölçülecek Yerler</p>
<p>Vücut ısısı hastanın durumuna göre değişik yerlerden alınır. Isı ölçme (Alma) yeri, hastanın geçirmekte olduğu hastalığa, geçirdiği operasyona, travmaya ve bunun gibi bir çok duruma göre değişir.Vücut ısısı genel olarak oral yoldan (ağızdan-dil altından). rekta[ yoldan (Anüsten), koltuk altından (Aksilla) ve çocuklarda kasıktan ölçülür. Bu yollardan alına ateş, 1-2 diziyemlik fark gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/cocuk-atesi-dusurm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda inek sütü alerjisi, süt alerjisi (melk), Bebeklerde süt alerjisi,</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-inek-sutu-alerjisi-sut-alerjisi-melk-bebeklerde-sut-alerjisi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-inek-sutu-alerjisi-sut-alerjisi-melk-bebeklerde-sut-alerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 08:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Süt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4571</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda inek sütü alerjisi, süt alerjisi (melk), Bebeklerde süt alerjisi, Kadinlarozel.net süt alerjisi (melk) İnek sütü proteini alerjisi: İnek sütü proteini alerjisinde, vücudun bağışıklık sistemi, süt proteinlerine karşı alerji antikorları (IgE) üreterek, iltihap hücrelerini aktif hale geçirerek veya bunların bir bileşimiyle tepki gösterir. Bağışıklık sistemi, kişinin süt proteinleri içeren yiyecekleri yediği her seferde, histamin gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda inek sütü alerjisi, süt alerjisi (melk), Bebeklerde süt alerjisi, </p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/sut-alerji.JPG" border="0" align="left" title="Çocuklarda inek sütü alerjisi, süt alerjisi (melk), Bebeklerde süt alerjisi,  " alt=" Çocuklarda inek sütü alerjisi, süt alerjisi (melk), Bebeklerde süt alerjisi,  " /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>süt alerjisi (melk)</p>
<p>İnek sütü proteini alerjisi:<br />
İnek sütü proteini alerjisinde, vücudun bağışıklık sistemi, süt proteinlerine karşı alerji antikorları (IgE) üreterek, iltihap hücrelerini aktif hale geçirerek veya bunların bir bileşimiyle tepki gösterir. Bağışıklık sistemi, kişinin süt proteinleri içeren yiyecekleri yediği her seferde, histamin gibi medyatörlerin çözülmesine veya T hücre aracılı iltihap reaksiyonuna alerjik tepki gösterir. Histamin vücudun bir çok yerinde çözülür ve ishal, kusma, miğde ağrıları veya cilt rahatsızlıkları (kurdeşen, egzama) gibi belirtiler gösterir.</p>
<p>İnek sütünde, süt alerjisi olan kişilerde reaksiyona sebep olabilecek 25 adetten fazla farklı protein bulunmaktadır. Bazıları bu proteinlerden sadece birine alerjik tepki gösterirken, bir çokları proteinlerin bir çoğuna alerjik tepki gösterir. Keçi, at ve bizon gibi diğer memeli hayvanlardan elde edilmiş sütler de genelde aynı proteinlerin bir çoğunu içermektedir. Bu nedenle, süt alerjisi olan kişilerin bir çoğu, memeli hayvanlardan elde edilmiş sütlerden uzak durmalıdırlar. Bu durum, inekten başka diğer memeli hayvanlardan elde edilmiş süte tepki göstermeyenler için geçerli değildir. Anne sütüne alerjik tepki göstermek mümkün değildir. Ama eğer anne inek sütü kullanıyorsa inek sütü proteinleri çocuğa anne sütü ile geçebilir. Bu da, çocuğa hassaslık ve muhtemelen rahatsızlık verebilir.</p>
<p>Belirtiler:<br />
Süt alerjisinde hangi belirtilerin oluşacağı oldukça bireyseldir. Bu belirtiler bazılarında hafif ve zararsız olurken, bazılarında, en ufak miktardaki süt bile çok ağır alerjik tepkilere sebep olabilir. Mide ve bağırsak yollarında görülen rahatsızlıklar oldukça yaygındır. Ancak, ağız ve boğaz kısımlarında görülen kaşınmalar, mukozadaki (sümükdokusu) şişkinlik ve nefes darlığı aynı yaygınlıkta görülen belirtilerden değildir. Nitekim, bu tür belirtiler özellikle çocuklarda görülebilmektedir. Deride egzama alevlenmesi ve kurdeşen çocuklarda daha yaygındır.</p>
<p>Kimler etkilenir?<br />
Süt alerjisi çocuklarda görülen en yaygın alerji türüdür. Bu, çocuğun çok erken yaşlardan itibaren inek sütü ile beslenmesinden kaynaklanmaktadır. Norveç’li çocukların (0-3 yaş) yaklaşık yüzde 2-5 oranı bu tür alerjiye sahiptir. Çocuk kısa zamanda tolerans geliştirir, bazıları daha bir buçuk yaşında iken alerjiden kurtulur ve bir çoklarında alerji çocuk 3-yaşlarında iken kaybolmuş olur.</p>
<p>Bazıları, bütün hayatı boyunca alerji ile yaşamaktadır. Genç ve yetişkin kişiler arasında alerjinin ne oranda ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir, nitekim, bu oranın nüfusun yüzde birinin oldukça altında olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>Teşhisin konulması:<br />
Süt alerjisinin tespitini yapmak için, hastanın sağlık geçmişi doktor tarafından değerlendirir, alerji antikorları ile ilgili kan tahlilleri yapılır ve deriye iğne testi uygulanır. Buna ek olarak, süt alerjisinin olup olmadığından tam emin olmak için, süt belli bir süre için kullanılmamalıdır ve daha sonra tekrar kullanılmalıdır. İnek sütü alerjisinden dolayı süt içemeyen çocuklarda inek sütü alerjisinin geçip geçmediğini belirlemek için, inek sütü ile kontrollü provokasyonlar (tahrik edici denemeler) yapılmalıdır.</p>
<p>Süt yerine neler kullanılabilir?<br />
– İçecekler: Küçük çocuklar, sütün yerine geçebilecek, alerjili kişiler için özel olarak hazırlanmış maddeleri kullanmalıdır. (örneğin Soya-Semp, ProSobee, Profylac, Nutramigen, Pepdite). Bunlar mavi reçete ile eczaneden satın alınılabilir. Genç ve yetişkinler, pirinç sütü, yulaf sütü, soya sütü gibi süt benzeri içecekleri kullanabilir. Pirinç sütü ve yulaf sütü yemek hazırlanmasında rahatlıkla kullanılabilir. Susuzluk anında ve yemekte, gazoz ve tatlı içecekler yerine başka içeceklerin kullanılması tavsiye edilir.</p>
<p>– Yemek hazırlarken: Eczaneden temin edebileceğiniz, sütün yerine geçebilecek maddeler yemek hazırlanmasında kullanılabilir. Ne tür yemeğin yapılacağına bağlı olarak elma suyu, su, pirinç, soya, hindistancevizi veya yulaf sütü kullanılabilir.</p>
<p>– Diğer süt ürünleri: Peynir, margarin, yağ, yoğurt, kaymak, dondurma veya ekşi krema kullanılamaz. Ancak, yaygın süt ürünlerinin yerine kullanılabilecek soya, ayçiçeği ve bitkilerden elde edilmiş diğer ürünler, ve süt içermeyen margarinler bulunmaktadır.</p>
<p>– Gıda maddeleri: B-vitamini, kalsiyum, protein ve enerjinin önemli kaynağı süttür. Sütten kaçınıldığı zaman genellikle kalsiyum ilavesinden yararlanmak gereklidir. Günlük beslenmeniz, gerekli enerji ve gıda maddelerini içerecek şekilde dengeli olmalıdır. Sütün kullanılmaması durumunda, diğer yağ ve protein kaynaklarının çocuğun günlük besinine dahil edilmesi gereklidir.</p>
<p>Süt proteini nerelerde bulunur?<br />
Süt, bir çok hazır gıda maddelerinde ve yemek ürünlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle, yiyecek ürünlerini satın alırken ürün etiketinde yazılı malzeme listesini okumanız önemlidir. Malzeme listesinde kullanılan ve süt proteininin üründe kullanıldığını belirten kelimelerin bazıları şunlardır:</p>
<p>Crème fraiche, fløte, is, kasein, kaseinat, kesam, laktalbumin, margarin, myse, mysepulver, ost, ostepulver, rømme, smør, yoghurt, yoghurtpulver.</p>
<p>Bir ürünün hazırlanmasında eğer süt kullanılmış ise, bu, ürünün etiketinde belirtilmiş olacaktır. Kakao yağının diğer normal yağlar ile herhangi bir ilgisi yoktur, ve güvenle kullanılabilir.</p>
<p>Sütün sebep olduğu diğer tepkiler:<br />
Bir çok kişi, sütün kendilerine rahatsızlık verdiğini belirtmiştir. Süte karşı gösterilen diğer tepkiler, süt proteini intoleransı veya laktoz (süt şekeri) intoleransı şeklinde tanımlanmaktadır.</p>
<p>Bazı zamanlarda, beslenme deneylerinde süt intoleransı görülebilir ama laboratuvar tahlilleri sonrası alerjinin tespiti yapılamıyabilir. Süt proteini intoleransı, bu durumlar için kullanılan bir terimdir. Süt genellikle az miktarda kullanıldığında rahatsızlık vermez, ve tepkiler uzun bir kuluçka döneminden sonra ortaya çıkar, ancak, bu tepkiler alerjide görülen tepkiler kadar ciddi değildir.</p>
<p>Laktoz intoleransı, süt şekerine karşı görülen aşırı hassasiyetliktir. Bu durum ise, laktozun çözülmesinden sorumlu olan laktaz enziminin azalmasından ve dolayısıyla bağırsağın laktozu çözme yeteneğinin azalmasından kaynaklanmaktadır. Laktoz intoleransı tehlikeli değildir ama hoş bir şey de değildir. Bir çok kişi, az miktarlarda olunca sütten rahatsızlık duymazlar. Diyette sarı peynir, düşük laktozlu süt ve genellikle hafif miktarda ekşitilmiş süt ürünleri bulunmaktadır. Tatlı sütten ve kahverengi peynirden uzak durulmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-inek-sutu-alerjisi-sut-alerjisi-melk-bebeklerde-sut-alerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Otizm, Dr. Ahmet Yaramış &#8211; Otizmde Görülen Davranışlar</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/otizm-dr-ahmet-yaramis-otizmde-gorulen-davranislar/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/otizm-dr-ahmet-yaramis-otizmde-gorulen-davranislar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 19:15:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Ahmet Yaramış - Otizmde Görülen Davranışlar haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Ahmet Yaramış - Otizmde Görülen Davranışlar oku]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Ahmet Yaramış - Otizmde Görülen Davranışlar sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Otizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/otizm-dr-ahmet-yaramis-otizmde-gorulen-davranislar/</guid>
		<description><![CDATA[Dicle Üniversitesi (D.Ü) Çocuk Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış, otistik çocukların geriye dönük video görüntüleri incelendiğinde otizmde görülen davranış ve hareket şekillerinin tespit edilebildiğini söyledi. Prof. Dr. Yaramış, hastalığın genetik kökenli olabildiği gibi çevresel faktörlerden ve etkilerden kaynaklı reaktif bağlanma bozukluğunun da otizme yatkınlık gösteren belirtiler taşıdığını kaydetti. Bölgede otizm vakalarının tahminlerin üstünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_video"><center>
<p>Dicle Üniversitesi (D.Ü) Çocuk Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yaramış, otistik çocukların geriye dönük video görüntüleri incelendiğinde otizmde görülen davranış ve hareket şekillerinin tespit edilebildiğini söyledi.</p>
</p>
<p>Prof. Dr. Yaramış, hastalığın genetik kökenli olabildiği gibi çevresel faktörlerden ve etkilerden kaynaklı reaktif bağlanma bozukluğunun da otizme yatkınlık gösteren belirtiler taşıdığını kaydetti.</p>
<p>Bölgede otizm vakalarının tahminlerin üstünde olduğunu, akraba evliliklerinin beraberinde getirdiği bazı genetik hastalıklar veya metabolik hastalıklara bağlı kandaki kimyasal bozukluklarda da otistik bulgular gözlediklerini ifade eden Prof. Dr. Yaramış, Türkiye’de otizm tanısının çok geç yaşlarda koyulduğunu vurgulayarak, özellikle ilk kez anne ve baba olan ebeveynlerin çocuklarındaki otizme yakın bulguları fark edemediğini bildirdi.</p>
<p>Tanısı konulan çocukların aileleriyle yaptıkları birebir görüşmelerde, bebekliğin ilk dönemine dair otizme eğilim gösteren bulgular tespit ettiklerini dile getiren Yaramış, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>’’Otistik çocukların geriye dönük video görüntüleri incelendiğinde, otizmde görülen davranış ve hareket şekilleri tespit edilebiliyor. Bebeklerin otizme ait iki tip davranış biçimi gösterdikleri gözlenmiştir. Birinci grupta huzursuz ve sürekli ağlayan bebekler, ikinci grupta ise tam tersi, son derece sakin ve uslu bebeklerin olduğu gözlenmiştir. Altlarını ıslattıkları veya acıktıkları halde ağlamamaları, çevreye ilgisizlikleri dikkatli anne ve babaları endişelendirebilmektedir.</p>
<p>Video görüntüler incelendiğinde çocukların kameraya çok bakmadıkları, göz teması kurmadıkları, gülümsemedikleri, kendi başlarına kalmak istedikleri, dış dünyadan koptukları, anne kucağında huzursuz oldukları ve bu nedenle çoğu zaman annenin çocuğunu kucağından bırakmak zorunda kaldığı yönünde davranış şekilleri tespit edilmiştir. Erken tanı son derece önemli olmakla birlikte örneğin 5 aylık bir bebeğe bu bulgulara göre ’otistiktir’ diyemiyoruz. Tanı için en azından iki-üç yıl geçmesi gerekiyor. Ancak böyle bir şüphe halinde bebeği yakın takibe alıyoruz.’’</p>
<p><strong>ÇOK SAKİN VEYA ÇOK HIRÇIN BEBEKLERE DİKKAT</strong></p>
</p>
<p>Prof. Dr. Yaramış, erken bebeklik döneminde çocukların ya çok sakin yada agresif ve huzursuz olabildiğine dikkati çekerek, bu çocukların aileleriyle göz teması kurmadığını, dış çevreden de soyut bir yaşam sürdüğünü belirtti.</p>
<p>Bebeklerin her döneminde kendine özgü bir gelişim gösterdiğini kaydeden Yaramış, 3 aylık bir bebeğin başını kaldırabildiğini, bazı sesler çıkartabildiğini, kendi kendine gülebildiğini, altını ıslattığı zaman huzursuz olabildiğini, acıktığı zaman ağladığını dile getirerek, 6 aylık bir bebeğin ise sosyal iletişiminin daha da arttığını, karşısındaki kişiye tepki verebildiğini anlattı.</p>
<p>Normalde bir çocuğun kucağa alındığında sustuğunu, altı ıslandığında veya aç olduğunda ağladığını hatırlatan Prof. Dr. Yaramış, dikkatli bir annenin bu davranış geriliğini erken sezinleyebildiğini ve ilerleyen dönemlerde de bulguların 4 aşamada kendini gösterdiğini vurgulayarak, şöyle dedi:</p>
<p>’’İlk olarak gelişimleri çok geridir. Konuşamazlar. İkinci olarak sosyal açıdan da geridirler. Sosyal iletişime geçemezler. Üçüncü olarak anormal bazı hareketlerde bulunurlar. Kollarıyla kanat çırpma, kendi etrafında dönme, çamaşır makinesinin karşısına oturup onu saatlerce takip etme, sürekli kapı açıp kapatma gibi. Dördüncü olarak da tümünde olmasa da zeka açısından daha geridirler. Otistik çocuklar bize genelde 3 yada 4 yaşından sonra başvuruyorlar. Geç kalındığı için tedaviye de direnç gelişiyor. İkincil otistik bulgulara sahip çocuklar eğitimle düzeliyorlar. Bu eğilimi gösteren çocuklar eğitimle zamanında okula başlayacak hale gelebilmektedirler.’’.</p>
<p>-’’2 YAŞINDAN ÖNCE ÇOCUKLARA TELEVİZYON İZLETTİRMEYİN’’-</p>
<p>Bebeğin her gelişim safhasında ailenin ciddi rol oynadığını, çocuklara 2 yaşından önce televizyon izlettirilmemesi gerektiğini belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Yaramış, ’’televizyon izleyen her çocuk otistik olur’’ şeklinde kesin bir yargının bulunmadığını ancak 2 yaşın altındaki yatkın çocukların çocukların risk grubunda olduğunu belirtti.</p>
<p>Prof. Dr. Yaramış, reklamlar ve kliplerin bu yaş grubu çocuklarda sakıncalı olduğuna dikkati çekerek, ’’Toplumda ’bakıcı sendromu’ olarak da bilinen evdeki bakıcıların sürekli televizyon izlettirmesinin çocukların sağlığı açısından son derece yanlıştır. İki yaşından önce çocuklarınıza mümkünse televizyon izlettirmeyin’’ dedi.</p>
<p>Ailelerin çocuklarında, otizme yatkınlık veya otizm bulguları bulunduğu gerçeği ile yüzleştiğinde şok geçirdiklerini, yaşadıkları psikolojik gerginlikle boşanmayı düşünen çiftlere dahi rastladıklarını bildiren Yaramış, ’’Ebevyn öncelikle otizmin ne olduğunu bilmiyor. Araştırıp öğrendiklerinde şaşkınlık içinde bize geliyorlar. Otizmin tedavisi biraz sıkıntılı. Sebat ve sabır isteyen uzun bir süreç’’ diyerek, ailelerin çocuklarına faydalı olabilmeleri için önce birbirlerine destek olması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>-BEBEKLERİN GELENEKSEL YÖNTEMLERLE YETİŞTİRİLMESİ-</p>
<p>Prof. Dr. Ahmet Yaramış, kliniğe gelen ailelere çocuklarıyla bebek de olsa sık sık konuşmalarını, göz teması kurmalarını, renkli giysiler giyerek bebeğin dikkatini toplamalarını önerdiklerini belirtti.</p>
<p>Bebeklerin daha sık kucağa alınıp sevgi gösterilmesi gerektiği tavsiyesinde bulunan Yaramış, ’’Çocukların kendi başına kaldığında bir şeyi saatlerce izlemesine izin vermeyin. Dikkatini hemen başka yöne çevirin. Otistik çocukların kesinlikle insanlarla temas etmesi gerekiyor. Ailelere en önemli tavsiyemiz çocuklarını kalabalık aile ortamında iletişime açık bir şekilde geleneksel yöntemlerle yetiştirmeleridir’’ dedi.</p>
<p>-TÜRKİYE’DE HER 150 ÇOCUKTAN 1’İ OTİZMLİ-</p>
<p>Diyarbakır Otizmle Mücadele Derneği (DOMDER) Kurucu Başkanı Mine Onur ise Türkiye’de 450 bin otizmli çocuk bulunduğunu hatırlatarak, bu veriler ışığında her 150 çocuktan 1’inin otizmli olduğunu söyledi.</p>
<p>Kendisinin de otizmli bir çocuğu bulunduğunu ifade eden Onur, oğlu Arda’nın (10) otizmli olduğunu 2 yaşında fark ettiklerini belirtti.</p>
<p>Bir gazetede otizmle ilgili yayınlanan haber üzerine oğlunun davranışlarını yakın takibe aldığını, oğlunda da benzer bulguları gözlemlediğini kaydeden Onur, şöyle devam etti:</p>
<p>’’Oğluma Marmara Üniversitesi’nde gelişim bozukluğu tanısı koyuldu. Buna klip ve reklamları izlemenin neden olduğu belirtildi. 6 ay sonra oğlum reflekslerini kaybetti. Bardak tutamaz hale gelmişti. Kaz veya ördek gibi paytak paytak yürüyordu. Doktorlar 6 ay süresince evde oğlumla ilgilenmemi istedi. 6 ay boyunca müziği ve televizyonu kapattık. 6. ayın sonunda oğlum bardak tutabildi. Masajlarla bisiklet sürdürerek el ve ayak refleksini geliştirdik. Bize, ’Oğlunuza otizm teşhisi konuldu. Artık özel eğitim alabilir’ denildi. En büyük üzüntüm 6 ay boyunca neden eğitim verilmediğidir. Oğlum şu anda 10 yaşında. İlk 6 ayda eğitim alsaydı durumu daha iyi olabilirdi. Tedaviye geç kalındığını düşünüyorum. Otizm konusunda yeterli bilinç oluşmadığı için otizmin tespitinde geç kalınıyor.’’</p>
<p>-’’OTİZM KÖYÜ KURMAK İSTİYORUZ’’-</p>
<p>Mine Onur, otizmli çocukların sağlıklı yaşıtlarına göre gelişimlerinin 7-8 yıl geri olduğunu ifade ederek, toplumun bu konuda yeterince bilinçlenmediğini ve otistik çocuklara ’’deli gözüyle’’ bakıldığını anlatarak, bazı velilerin otistik çocukların kendi çocuklarıyla aynı okulda eğitim almasını bile istemediğini söyledi.</p>
<p>Hedeflerinin bölgedeki çocukların da batı illerindeki çocuklar gibi Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi’nde (OÇEM) eğitim almalarını sağlamak olduğunu ifade eden Onur, ’’OÇEM veya Otizm Köyü kurmak istiyoruz. Bu konuda çeşitli girişimlerimiz oldu’’ dedi.</p>
<p>Kavaklıbağ köyünde yaşayan 4 çocuk babası Aydın Kurt da (32) oğlu Akif’in (7) 2 yaşından sonra saldırgan tavırlar gösterdiğini, doktorların oğluna otistik teşhisi koyduğunu söyledi.</p>
<p>Yaklaşık 4 yıldan bu yana Akif’i kendi imkanları ile rehabilitasyona götürdüğünü anlatan Kurt, ’’Oğlum kardeşlerine, eşyalarına, hatta annesine bile zarar verecek şekilde saldırgan tavırlar gösteriyor. Hayvan seslerinden huylanıp bize saldırıyor. Köyde yaşadığımız için rehabilitasyona götürürken servis sıkıntısı yaşıyoruz. Mecburen kendi imkanlarımla şehre getiriyorum. Okullarda bu çocuklara eğitim verecek özel eğitim uzmanı yok. Tek isteğimiz Diyarbakır’da OÇEM kurulması’’ diye konuştu.</p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/otizm-dr-ahmet-yaramis-otizmde-gorulen-davranislar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geniz Eti ve Bademcik Rahatsızlığı, Dr. Fatma Tülin Kayhan Geniz Eti ve Bademcik Rahatsızlığı</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi-dr-fatma-tulin-kayhan-geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi-dr-fatma-tulin-kayhan-geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 19:15:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Fatma Tülin Kayhan Geniz Eti ve Bademcik Rahatsızlığı haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Fatma Tülin Kayhan Geniz Eti ve Bademcik Rahatsızlığı oku]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Fatma Tülin Kayhan Geniz Eti ve Bademcik Rahatsızlığı sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Geniz Eti ve Bademcik Rahatsızlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi-dr-fatma-tulin-kayhan-geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi/</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluk çağı hastalıkları arasında önemli yeri bulunan geniz eti ve bademcik sorunlarına, 3 yaştan itibaren, özellikle de okul çocuklarında sık rastlanıyor. Çocuğu erken okul döneminde olan annelerin çoğunun en büyük korkularından biri geniz eti ve bademciğe bağlı sağlık sorunları. Dur durak bilmeyen bu sorunlar bazen çocukların okul başarısını etkiliyor bazen de farklı hastalıklara davetiye çıkarıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_video"><center>
<p>Çocukluk çağı hastalıkları arasında önemli yeri bulunan geniz eti ve bademcik sorunlarına, 3 yaştan itibaren, özellikle de okul çocuklarında sık rastlanıyor. Çocuğu erken okul döneminde olan annelerin çoğunun en büyük korkularından biri geniz eti ve bademciğe bağlı sağlık sorunları. Dur durak bilmeyen bu sorunlar bazen çocukların okul başarısını etkiliyor bazen de farklı hastalıklara davetiye çıkarıyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitimve Araştırma Hastanesi KBB Klinik Şefi Doç. Dr. Fatma Tülin Kayhan, geniz etinin büyük olmasının, bir kronik enfeksiyon kaynağı haline gelerek; burun tıkanıklığı, sık sık tekrarlayan nezle, grip, sinüzit, geniz akıntısı ve orta kulak iltihabı gibi hastalıklara neden olduğunu söylüyor.</p>
<p>HORLAMA VE AĞIZ KOKUSUNA YOL AÇAR</p>
</p>
<p>Bademciklerin aşırı büyük olması ise horlama, ağız açık uyuma, uyku apnesi ve öksürük gibi tıkayıcı şikâyetlere işaret ediyor. Bademciklerin enfeksiyon kaynağı haline gelmesiyle; tekrarlayan bademcik enfeksiyonu, ağız kokusu, gelişme geriliği ve kronik enfeksiyon gibi şikâyetler oluşuyor. Ancak tüm bu sorunların sadece geniz etinin ve bademciğin normalden büyük olmasına bağlı olmadığının bilinmesi gerekiyor. Doç. Dr. Kayhan, “Bademcik veya geniz etinin tıkayıcı şikâyetlere neden olacak büyüklüğe ulaşmasını ve enfeksiyon kaynağı haline gelmesini önlemek gerekir” diyor. Gelişmiş ülkelerde geniz eti ve bademcik ameliyatlarının sıklığının azaldığını, gelişmekte olan ülkelerde ise arttığını söyleyen Kayhan, şöyle devam ediyor:</p>
</p>
<p>ORTA KULAK İLTİHABINA NEDEN OLABİLİR</p>
<p>“Tedavi edilmeyen geniz eti ve bademcik problemi, çocukların kronik orta kulak iltihapları, sinüzit ve nezle gibi hastalıklara yakalanma riskini artırıyor. Geniz eti ve bademcik problemi olan çocukların, enfeksiyon kapma risklerinin normalden fazla olması nedeniyle, toplu yaşanılan yerlerden ve hasta çocuklarla yakın temastan kaçınmaları gerekiyor. Kronik rahatsızlığı olan çocukların; uykusuzluk, üşütme, soğuk yiyip içme gibi durumlardan korunmaları da hastalık riskini düşürüyor. Bu durum, kronikleşmiş hastalardamikrop bademciklere yerleşik olduğu için bağışıklık sistemi zayıfladığında hastalığın alevlenmesinden kaynaklanıyor.”</p>
</p>
<p>MÜDAHALEDE GEÇ KALMAYIN</p>
<p>BADEMCİK ve geniz eti hastalıklarının tedavisinde geç kalmamak gerekiyor. Bu hastalıklar tedavi edilmediğinde geniz akıntılarına bağlı bronşit, böbrek iltihapları, kalp romatizması, kalıcı işitme kaybına giden orta kulak iltihapları, kronik sinüzitler ve gelişme geriliği gibi hastalıklar ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>Ceyda Erenoğlu- Gazete Habertürk</p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi-dr-fatma-tulin-kayhan-geniz-eti-ve-bademcik-rahatsizligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anksiyete, Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/anksiyete-cocuklarda-anksiyete-bozuklugu/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/anksiyete-cocuklarda-anksiyete-bozuklugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 19:14:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu oku]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Anksiyete Bozukluğu sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/anksiyete-cocuklarda-anksiyete-bozuklugu/</guid>
		<description><![CDATA[Anksiyete bozukluğu hem çocukları hem de ergenlik dönemindeki gençleri zehinsel, duygusal ve davranışsal olarak etkileyen bir rahatsızlıktır. Çocuklukta görülen anksiyete bozuklukları genellikle kız çocuklarını erkek çocuklarına oranla daha fazla etkiler. Aksiyete bozukluğunun ardından çocuk ve gençlerde depresyon belirtileri oluşmaya başlar. Anksiyete bozukluğu olan çocuklar kendilerini korkmuş ve aşırı endişeli hissettikleri için normal bir şekilde davranamazlar. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_video"><center>
<p>Anksiyete bozukluğu hem çocukları hem de ergenlik dönemindeki gençleri zehinsel, duygusal ve davranışsal olarak etkileyen bir rahatsızlıktır. Çocuklukta görülen anksiyete bozuklukları genellikle kız çocuklarını erkek çocuklarına oranla daha fazla etkiler. Aksiyete bozukluğunun ardından çocuk ve gençlerde depresyon belirtileri oluşmaya başlar. </p>
</p>
<p>Anksiyete bozukluğu olan çocuklar kendilerini korkmuş ve aşırı endişeli hissettikleri için normal bir şekilde davranamazlar. Bazı durumlarda bu bozukluk çocuğu ömür boyu etkileyebilir ve günlük hayatını üzerinde olumsuz etkiler bırakabilir. Çocuklarda gözlemlenen anksiyete bozukluğunun birçok çeşidi mevcuttur. </p>
<p>Çocuklarda anksiyete bozukluğu basit adaptasyon sorunlarından daha ileri seviyedeki panik bozukluklarına kadar farklı seviyelerde seyredebilir. Çocuklarda oluşan anksiyete bozukluğu erken teşhis edilip tedavi edilmezse çocuğun öz güvenini olumsuz etkileyerek eğitim hayatında aksaklıkların oluşmasına neden olur. </p>
<p>Çocuklarda gözlemlenen anksiyete bozuklukları genel anksiyete sorunu, panik bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk, akut stres bozukluğu ve post travmatik bozukluk şekilde ortaya çıkabilir. Anksiyete bozukluğunun bazı türleri sosyal fobi ve bazı özel fobileri içerebilir. </p>
<p>Anksiyete kişide oluşan korku, depresyon, öz güven eksikliği, konsantrasyon bozukluğu sorunudur. Rahatsızlık kan basıncının yükselmesine neden olarak kusma, mide bulantısı, ishal, güçsüzlük ve nefes darlığı gibi bazı fiziksel belirtilerin de ortaya çıkmasına neden olabilir. </p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/anksiyete-cocuklarda-anksiyete-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Febril Nöbeti, Febril Nöbeti Nedir</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/febril-nobeti-febril-nobeti-nedir/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/febril-nobeti-febril-nobeti-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 19:14:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Febril Nöbeti]]></category>
		<category><![CDATA[Febril Nöbeti Nedir haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Febril Nöbeti Nedir oku]]></category>
		<category><![CDATA[Febril Nöbeti Nedir sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/febril-nobeti-febril-nobeti-nedir/</guid>
		<description><![CDATA[Febril nöbeti genç çocuklarda gözlemlenen ve yüksek ateşin neden olduğu bir havaledir. Nöbet birkaç dakika kadar sürse de bu durum anne ve babablar için oldukça endişe verici olabilir. Nöbetler göründüğü kadar tehlikeli bir durum değildir. Yüksek ateşle ortaya çıkan nöbetler genellikle zararsızdır ve uzun süreli bir sağlık sorununun belirtileri değildir. Rahatsızlığın belirtileri hastalığın şiddetine göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_video"><center>
<p>Febril nöbeti genç çocuklarda gözlemlenen ve yüksek ateşin neden olduğu bir havaledir. Nöbet birkaç dakika kadar sürse de bu durum anne ve babablar için oldukça endişe verici olabilir. </p>
</p>
<p>Nöbetler göründüğü kadar tehlikeli bir durum değildir. Yüksek ateşle ortaya çıkan nöbetler genellikle zararsızdır ve uzun süreli bir sağlık sorununun belirtileri değildir. Rahatsızlığın belirtileri hastalığın şiddetine göre değişiklik gösterir. Çocuklarda febril nöbetinin belirtileri yüksek ateş, bilinç kaybı, el ve bacaklarda istem dışı hareketler, nefes almada sorun ve gözlerde istem dışı hareketler olarak ortaya çıkabilir. </p>
<p>Birçok febril nöbeti genellikle birden artan yüksek ateşe bağlı olarak ortaya çıkar. Atakları tetikleyen yüksek ateş viral veya bakteriyel enfeksiyonlara bağlı olarak oluşabilir. Hastalığın teşhisi için genellikle önce doktor tarafından fiziksel inceleme yapılır ve ardından kan ve idrar testleri uygulanır. </p>
<p>Nöbet sırasında çocuğun ateşini düşürmeniz gerekmez. Ayrıca bu sırada çocuğa ilaç vermeyi de denemeyin. Çocuğunuzu düz bir yere yatırarak beklemek nöbet sırasında yapılabilecek en doğru şeydir. Nöbetler genellikle bir iki dakika içerisinde geçer. Eğer nöbet beş dakikadan fazla sürerse mutlaka tıbbi yardım isteyin. </p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/febril-nobeti-febril-nobeti-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklarda Bit, Çocuklarda Bit Oluşumu Ve Saç Bakımı</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-bit-cocuklarda-bit-olusumu-ve-sac-bakimi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-bit-cocuklarda-bit-olusumu-ve-sac-bakimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 19:14:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Bit]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Bit Oluşumu Ve Saç Bakımı haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Bit Oluşumu Ve Saç Bakımı oku]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Bit Oluşumu Ve Saç Bakımı sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-bit-cocuklarda-bit-olusumu-ve-sac-bakimi/</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluk döneminde birçok kişi bit problemi ile karşılaşmıştır. Çocuklarda daha sık görülen bu sorun aslında birçok yetişkini de etkileyebilmektedir. Saçta bit oluşumu çocuğun pis ve bakımlı olmadığı anlamına gelmemektedir. Bitler insan saçında yaşayan kahverengimsi ufak böceklerdir. 6 bacakları bulunan bu hayvanlar genellikle çocukların saçlarında daha fazla gözlemlenir. Saç derisindeki kanı emerek beslenen bitler genellikle saçta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_video"><center>
<p>Çocukluk döneminde birçok kişi bit problemi ile karşılaşmıştır. Çocuklarda daha sık görülen bu sorun aslında birçok yetişkini de etkileyebilmektedir. Saçta bit oluşumu çocuğun pis ve bakımlı olmadığı anlamına gelmemektedir. </p>
</p>
<p>Bitler insan saçında yaşayan kahverengimsi ufak böceklerdir. 6 bacakları bulunan bu hayvanlar genellikle çocukların saçlarında daha fazla gözlemlenir. Saç derisindeki kanı emerek beslenen bitler genellikle saçta kaşıntı sorununun oluşmasına neden olur. </p>
<p>Bitler insandan insana kolayca atlayabilir. Çocuklar özellikle okul ortamında birçok kişi ile bir arara oldukları için bu sorun ile daha fazla karşılaşırlar. Bitler insan saçı dışında uzun süre yarayamazlar. Bu nedenle saçından bit problemi bulunan bir kişinin havlusundan veya çamaşırlarından bitin başka bir kişiye bulaşması pek mümkün değildir. </p>
<p>Eğer çocuğunuzun saçından bit problemi ile karşı karşıya kalırsanız bu sorunu derhal çözmeniz gerekmektedir. Saçlarda oluşan bitleri normal şampuanlarla temizlemek mümkün değildir. Çok çabuk çoğaldıkları için önemli olan bitlerin çoğalmasına izin vermeden çocuğunuzun saçlarını temizlemektir. Bit sorununu çözmek için sıkı taraklar ve bazı bit şampunalarını kullanabilirsiniz. </p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/cocuklarda-bit-cocuklarda-bit-olusumu-ve-sac-bakimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk şişmanlığı, Çocuklarda Şişmanlığa Neden Olan Sebepler</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/cocuk-sismanligi-cocuklarda-sismanliga-neden-olan-sebepler/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/cocuk-sismanligi-cocuklarda-sismanliga-neden-olan-sebepler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Dec 2010 19:13:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk şişmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Şişmanlığa Neden Olan Sebepler haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Şişmanlığa Neden Olan Sebepler oku]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Şişmanlığa Neden Olan Sebepler sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/cocuk-sismanligi-cocuklarda-sismanliga-neden-olan-sebepler/</guid>
		<description><![CDATA[Çocuklarda obezite sıklığı gittikçe artmaktadır. Bu konuda etken olarak birçok şey sıralanabilir. En önemlisi de aile içinde edinilen beslenme alışkanlıklarıdır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Yıldırım Karacanoğlu; anne, baba ve kardeşlerin çocuklar için en iyi model olduğunu belirtiyor. Yemek yeme alışkanlıklarının aile içinde kazanıldığını dile getiren Karacanoğlu, çocuklarda anne ve babasının sevdiği besinlere karşı istek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="bs_video"><center>
<p>Çocuklarda obezite sıklığı gittikçe artmaktadır. Bu konuda etken olarak birçok şey sıralanabilir. En önemlisi de aile içinde edinilen beslenme alışkanlıklarıdır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Yıldırım Karacanoğlu; anne, baba ve kardeşlerin çocuklar için en iyi model olduğunu belirtiyor. Yemek yeme alışkanlıklarının aile içinde kazanıldığını dile getiren Karacanoğlu, çocuklarda anne ve babasının sevdiği besinlere karşı istek oluşurken, sevmediklerine de tepki gösteriyorlar. Bu nedenle ebeveynin beslenme davranışları çok önemlidir. Bir yandan dengeli beslenmeye çalışırken, bir yandan da mutlu bir aile sofrası kurmak, birlikte yemek yemeyi atlamamanın büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p>
<p>Anne baba için çocuğun çok yemek yemesi her zaman en önemli ölçüt olmuştur. Ancak bir çocuk her dönem farklı miktarlarda yemek yer. Çünkü her dönem farklı büyüme hızı gösterirler.</p>
</p>
<p>Çocuklarda şişmanlığa neden olan etkenler;<br />Hormonal bozukluklar, kilo alımına neden olabilir. Ancak çok nadir olarak rastlanır.<br />Kalıtım, çocuklarda şişmanlığın önemli bir sebebidir.  Ailesinde şişman olan çocuklar, aile içinde şişman olmayanlara göre 3 kat daha fazla şişmanlık riski taşımaktadır.<br />Bebeklik döneminde anne sütü alan çocuklarda şişmanlık, mama ile beslenenlere göre daha az görülmektedir.<br />Aile içinde olumsuz ilişkiler, arkadaş edinememe, bilgisayar başında fazla zaman geçirme, psikolojik etmenler şişmanlığın oluşumuna zemin hazırlamaktadır.<br />Çocuğun yaşam biçimi, oyun oynaması, spor yapması, kilo alımını etkileyen faktörlerdendir.<br />Kötü beslenme, çocuğun şekerli içecekler, meyve suları tüketmesi, sürekli atıştırması, fast food tüketimi kilo alımını hızlandıracaktır.</p>
</p>
<p>Çocuklarda obezite tedavisi<br /> Hızlı kilo kaybı ve çok düşük kalorili diyetler çocuklar için uygun olmadığını belirten Hisar İntercontinantel Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Yıldırım Karacanoğlu; önemli olan çocuğun sağlıklı beslenmesi ve zaman içinde kilo vermesidir.  Çocuk kilo verirken, bir yandan da doğru beslenme alışkanlıkları kazanması ve bunları yaşam tarzı haline dönüştürmesinin gerekliliğine değindi.<br />Genel tedavi ilkeleri şöyledir,</p>
</p>
<p>Şişman çocuğa yaşa ve boya göre, alması gereken kadar enerji diyetle sağlanmalıdır. Alması gereken enerjiden herhangi bir kısıtlama yapılmamalıdır.<br />Çocuğun ve ailenin yaşam biçimi, alışkanlıkları göz önüne alınmalıdır.<br />Çocuğun tek başına diyet yapması beklenemez. Bütün aile bu programa ayak uydurmalıdır.<br />Kötü beslenme alışkanlıkları düzeltilmeli ve günlük alınması gereken besinler, öğünlere bölünmelidir.<br />Çocuk uzun süre aç bırakılmamalıdır. Bu daha sonra ki öğünde çok yemesine neden olacaktır.<br />Yüksek enerjili besinler (şeker, şekerli besinler, kuruyemişler, çikolata, börek, çörek) beslenme programından çıkarılmalıdır.<br />Diyetin içeriğinde doygunluk sağlayacak, lifli besinler artırılmalıdır. Meyveler, sebzeler, yağsız salatalar gibi.<br />Çocuğun su içmesi sağlanmalı. Bunun için bütün ailenin su içmesi örnek teşkil edecektir.<br />Beslenme programına ek olarak yürüme, bisiklete binme, yüzme, basketbol gibi düzenli egzersiz yapması gibi gün içinde daha hareketli olması sağlanmalıdır.<br />Çocuğun ailesi, varsa bakıcısı da bu konuda eğitilmelidir.<br />Bebeklikten itibaren beslenmesinde çocuğa iyi alışkanlıklar kazandırılmaya çalışılmalı. Çocuğu oyalamak için yiyecekler kullanılmamalı. Bu durum büyüdüğünde konsantrasyon gerektiren her aşamada, atıştırmalık yiyecekler aramasına neden olacaktır. </p>
<p></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/cocuk-sismanligi-cocuklarda-sismanliga-neden-olan-sebepler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

