﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınlar Özel - Kadın, Güzellik ve Estetik, Moda ve Sağlık &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinlarozel.net</link>
	<description>Kadın, Güzellik, Estetik, Moda, Sağlık, Makyaj, Diyet, Cinsellik, Gebelik, Yaşam, Aşk, Evlilik, Çocuk ve daha fazlası yer alır.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Oct 2011 13:30:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Anoreksia nervoza, Anoreksia nervoza nedir</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/anoreksia-nervoza/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/anoreksia-nervoza/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 09:13:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Anoreksia nervoza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4702</guid>
		<description><![CDATA[Anoreksia nervoza, Anoreksia nervoza nedir Kadinlarozel.net Anoreksia nervoza Genel olarak 12-18 yaşları arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır korku yüzünden bilinçli olarak aşırı zayıf kalma çabaları ile belirlenen bir bozukluktur. Toplumda ortaya çıkma sıklığı bilinmemekle birlikte eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değildir. Anoreksia Nervozalı bireylerin yaklaşık %95′ i kadındır. Ve bir kişinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anoreksia nervoza, Anoreksia nervoza nedir</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/anoreksiya.jpg" border="0" align="left" title="Anoreksia nervoza, Anoreksia nervoza nedir" alt="anoreksiya Anoreksia nervoza, Anoreksia nervoza nedir" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Anoreksia nervoza</p>
<p>Genel olarak 12-18 yaşları arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır korku yüzünden bilinçli olarak aşırı zayıf kalma çabaları ile belirlenen bir bozukluktur. Toplumda ortaya çıkma sıklığı bilinmemekle birlikte eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değildir. Anoreksia Nervozalı bireylerin yaklaşık %95′ i kadındır. Ve bir kişinin kız kardeşinde bu tür bir bozukluk varsa o kişide aynı hastalık riski belirgin oranda artmaktadır. Bozukluk daha üst sosyoekonomik sınıflarda daha sıktır.</p>
<p>En temel belirti aşırı kilo alma korkusudur. Bu durum kişinin yiyecek konusunda neredeyse fobik olacak noktaya dek varmasına neden olabilir. Şişmanlama korkusunun yanı sıra beden imgesinde de bozulma vardır. Buna bağlı olarak bu kişiler çok zayıf ve ince olsalar bile kendilerini şişman bulabilirler. Vücut ağırlığını kontrol altında tutabilmek için iki yolu kullanırlar: Kişilerin bir bölümü yiyecek alımını ileri derecede kısıtlarlar. Zaten aldıkları çok az yiyeceğin de çok az kalorili yiyecekler olmasına dikkat ederler. Bu kişiler buna rağmen ağır egzersizler de yaparlar. Diğer gruptaki kişilerde yiyecek alımının ileri derecede azaldığı açlık dönemleri ile aşırı yeme dönemlerinin birbirini izlediği gözlenir. Bu gruptaki kişiler, aşırı yemeden sonra şişmanlayacakları korkusuyla boğazlarına parmaklarını bastırarak kusarlar. Sık sık bunu yapan kişilerin el sırtında deri sertleşmesi olabilir. Sık kusan kişilerde mide asidinin etkisiyle dişlerde bozukluklar, çürümeler olur.</p>
<p>Bu kişilerin yeme davranışlarında ve yiyeceklerle olan ilişkilerinde gariplikler gözlenebilir. Yiyecekleri saklayabilir, yemek yapmak için mutfakta saatlerce uğraşabilirler.</p>
<p>Anoreksia Nervoza’ nın nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemektedir. Hastalığın oluşumu psikolojik, sosyolojik ve biyolojik olmak üzere üç boyutta ele alınabilir. Hastalığın ergenlikte ortaya çıktığı; bu dönemin cinsel ve sosyal çatışmalarla yüklü oluşu dikkate alınacak olursa; cinsel ve sosyal çatışmalarla başa çıkma konusundaki yetersizliklerin yiyeceklerden fobik kaçınma şeklinde ortaya çıkması öne sürülebilir.</p>
<p>Aşağıdakilerin varlığı halinde bu rahatsızlıktan bahsedilmektedir.<br />
1-Bulunduğu yas grubu ve boy uzunluğu acısından normal kabul edilen en az kilo ya da bu ağırlığın üzerindeki bir kiloyu kendisi için uygun bulmayıp,kabul etmeme.</p>
<p>2-Yas ve boy göz önüne alındığında beklenenden daha düşük bir kilosu olmasına rağmen kilo almak veya şişmanlamaktan aşırı derecede korkma.</p>
<p>3-Kişinin kilosu ya da vücut şeklini algılayışında bozukluk vardır. Kişinin kendini değerlendirişinde kilo ya da vücut seklinin ,olağandan çok daha fazla ve anlamsız ölçüde bir yer kaplaması veya o anki kilosunun düşük olmasının öneminin farkına varmama.</p>
<p>4-Bayanlarda birbirini izlemesi gereken en az 3 adet döneminin olmaması</p>
<p>Bu rahatsızlığın kısıtlı ( bu durum yaşanırken kişide bir anda “patlayıncaya dek” yeme ya da kendini kusmaya ya da lavman- idrar söktürücüler ile yediklerini çıkarma davranışının olmadığı) tip ya da bu sayılan davranışların olduğu tiksinircesine yeme/ çıkartma tipi olarak 2 şekli vardır.</p>
<p>Hastaların çoğunun düşünce içeriği yemek ile ilişkilidir. Kimileri kalan, artan, yiyemedikleri yiyecekleri bırakamayıp, biriktirir, bazıları da hiç yapamayacağı yemek tariflerini edinmeye çalışabilir. Topluluk içinde yemek yeme konusunda isteksiz davranabilirler. Başlangıç ta çevrelerinden ilgi ve beğeni görmek için , kendileri üzerinde kontrol sağladıklarını görmek amacıyla alınan besinleri kısıtlamaya başlarlar. Eski kilolarına ya da çevrelerinde görünüm olarak beğeni kazanan kişilerin kilosuna inmek için hedef belirler. Kendileri gün içinde farklı zamanlarda tekrar tekrar tartar<br />
Tıkınırcasına yeme-çıkartma tipine ait grubun alkol-madde kötüye kullanımı, daha çok duygusal durumda dalgalanmalar ve cinsel aktivitelere sahip olup, dürtülerini kontrollerinin daha zor olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>Kişiler kilo kayıplarını arttırmak için fiziksel egzersizler yapar ya da yorucu fiziksel uğraşılar içine girerler. Öyle ki kişi daha çok enerji harcayıp, kilo verebilmek için oturmayıp, ayakta durmayı yeğleyebilir ya da durduğu yerde el ve ayaklarını hareket ettirebilir. Kişinin toplumsal ilişkileri azalabilir. Sadece is, fiziksel egzersiz ve kilo düşünceleri ile ilgilidir. Bir deri bir kemik kalsa bile kilolu olduğu düşüncesindedir. Kişiler kendilerine listeler hazırlayarak kendilerine yasakladıkları yiyecekleri belirterek, bunları yemeyeceklerine yeminler ederler. Yarim kilo bile almaları onları zayıflıktan şişmanlığa geçtikleri seklinde düşündürür. Uzun sure bir konuya dikkatlerini veremezler . Kendilerine güvensizlik yoğun bir şekilde kendini hissettirmektedir. Gitgide sosyal çevrelerini kısıtlarlar.</p>
<p>Çocuk gelişiminin erken evrelerinde, anne-çocuk iletişiminde çocuğun kendi başına,özgür davranışları üzerine yapılan müdahalelerin önemine dikkat çekilmektedir.</p>
<p>Anoreksia başlangıcı sonrasında genellikle obsesif- kompulsif davranışlar başlayabilir. Özellikle temizlik saplantıları ( ev temizliğine yönelik aşırı aktiviteler gibi) ve ders çalışma ile ilgili saplantılara rastlanabilir. Cinsel gelişimlerinde sorun olduğu gibi , cinsel isteksizlik ve diğer cinsel sorunlar da beraberindedir.</p>
<p>Bu kişilerde hastalığın yol açtığı vücutsal değişimler:<br />
Hastalarda kansızlık, vücut su- tuz dengesinin bozulması, kanda kolesterol ve üre düzeylerinin artışı, karaciğer enzimlerinin yükselmesi, tiroid bezi hormonlarının düşmesi, kadınlarda ostrojen dediğimiz kadınlık hormonu ,erkeklerde testesteron denen erkeklik hormonu düzeylerinde düşme sonucu cinsel işlevlerde azalma, kalp atımında azalma ve düzensizlikler, beyin boşluklarının beyin dokusuna oranla kapladığı hacmin artışı oluşabilmektedir.</p>
<p>Kimlerde görülmektedir:<br />
Bu rahatsızlık düzenli ve bol çeşitli yemek yeme olanaklarının olup, göze hoş görünmenin zayıf bir vücut yapısı ile paralel düşünüldüğü bati toplumlarında, kentsel alanlarda daha çok gözlenmektedir. Hastaların % 90-95 i kadındır. Anoreksia nervosa genç kızlarda % 0,5 oranında saptanmakta, genellikle 12-25 yas arasında rastlanmaktadır.</p>
<p>Son yıllarda yurt dışında yapılan çalışmalara göre hastalığın yüz bin kişide 15-20 arasında görüldüğü saptanmıştır.</p>
<p>Rahatsızlığın oluşumunda etkili risk faktörleri:<br />
- Yaşanılan sosyo-kültürel çevrenin etkisi ile zayıflığın kesin güzellik ölçütü olması durumu yaygınlaştırmaktadır. Bazı mesleki alanlar ( hosteslik, modellik, dans ve müzikle uğraşanlarda) bu yüzden özellikle risk altındadır.</p>
<p>-Bu rahatsızlığı olanların ailelerinde depresyon, alkolizm, şişmanlık ve gene bir yeme bozukluğuna daha çok rastlanmaktadır. Bu kişilerin annelerinin daha çok diyet yapıp,yeme bozukluğunun olduğu, sürekli diyet yapma düşünceleri ile haşır nesir oldukları, kızlarının da diyetleri konusunda yoğun düşünceler içinde olabildikleri gözlenmiştir.</p>
<p>- Aile yapıları itibariyle, bağımsız hareket serbestisinin verilmediği ve aile işleyişi açısından yeterli keyif alınmayan doyum sağlanamayan ilişkilerin varlığı.</p>
<p>-Öncesinde var olan aşırı şişman beden yapısı</p>
<p>-Çocukluk cağı başlangıçlı diabet ( seker hastalığı) varlığı</p>
<p>- Geçmişte yaşanan cinsel, fiziksel tacizler.</p>
<p>Rahatsızlıktaki kişisel düşünce yapıları:<br />
- Kişisel açıdan kendilerini yardıma muhtaç ama yardim edilemez görürler</p>
<p>- Kendi ve çevreleri üzerindeki denetimi kaybetme korkuları vardır.</p>
<p>- Aşırı bir şekilde başkalarının görüşlerine bağımlı olarak özgüvenlerini koruyabilen, onların yeterli ya da olumlu desteği olmadığında kendilerini bir hiç olarak görürler</p>
<p>- Bir şey ya tam olmalı ya da hiç olmamalı seklinde bir düşünce yapısı olan kişilerdir.</p>
<p>Hastalığın seyri:<br />
Hastaların yarısının ilerleyen donemde iyileştiği, dörtte bir oranında hastanın kısmen iyileştiği, ancak bir miktar yakınmalarının sürdüğü belirlenmiştir. Hastalık sonucu olum oranının % 5 civarında olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>Hastalığın gidisine olumsuz etki yapan faktörler:<br />
-Ailede aşırı geçimsizlik, tartışmalı ortam</p>
<p>-bulimianın hastalığa eslik etmesi</p>
<p>-Kusma, dışkılamayı arttırıcı ilaç kullanımları</p>
<p>-Obsesif-kompulsif, histerik, depresif, nörotik davranış yapıları, zeminde bulunan psikiyatrik sorunlar nedeniyle, kişide vücutsal yakınmaların fazlaca gündeme gelmesi (gastrit, kolit vb.)</p>
<p>-Hastalığı inkar eden davranışlar içine girilmesi.</p>
<p>Hastalığın gidisini olumlu etkileyen etmenler arasında ise erken başlangıç yaşı, hastalığı kabul etmek ve kendine güvenen bir kişilik yapısının bulunması sayılmaktadır.</p>
<p>Tedavi:<br />
Anoreksia Nervozalı hastaların tedavisi çoğu kez güçlüklerle doludur. Hastaların çoğunda, hastalık birkaç yıl önce başlamıştır. Tedaviye katılmak ve tedavi planları için isteksizdirler. Bu sebeple genellikle çocuklarının bu durumundan üzüntü ve endişe duyan anne babaları tarafından doktora getirilirler. Tedavide bireysel psikoterapi, grup ve aile terapisi, ilaç tedavisi gibi yöntemler kullanılabilir</p>
<p>Psikoterapide hastanın kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmesi, özgüvenin oluşturulması, kişilerarası sorunların belirlenip, çözümüne yönelen bir yaklaşımın oluşturulmasına çalışılır.Tedavide davranışçı terapi, aile terapisi ve grup terapisi kullanılabilir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/anoreksia-nervoza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebeğin erkek kız olmasının nedenleri, Bebeğin kız veya erkek olması kadınla mı ilgilidir ?</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/bebegin-erkek-kiz-olmasi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/bebegin-erkek-kiz-olmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Dec 2010 09:11:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bebeğin kız veya erkek olması]]></category>
		<category><![CDATA[kadınla mı ilgilidir ?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4695</guid>
		<description><![CDATA[Bebeğin erkek kız olmasının nedenleri, Bebeğin kız veya erkek olması kadınla mı ilgilidir ? Kadinlarozel.net Bebeğin cinsiyeti, daha erkeğin spermi ile kadının yumurtası tüplerde birleştiğinde belirlenir. İnsanın tüm vücut bilgilerini taşıyan kromozomlar, toplam 46 tanedir. Bu 46 kromozomun 23 tanesi anneden yumurta yolu ile 23 tanesi de babadan sperm yolu ile gelir. 46 kromozomdan 2 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğin erkek kız olmasının nedenleri, Bebeğin kız veya erkek olması kadınla mı ilgilidir ?</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/kiz-erkek-bebek.jpg" border="0" align="left" title="Bebeğin erkek kız olmasının nedenleri, Bebeğin kız veya erkek olması kadınla mı ilgilidir ?" alt="kiz erkek bebek Bebeğin erkek kız olmasının nedenleri, Bebeğin kız veya erkek olması kadınla mı ilgilidir ?" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Bebeğin cinsiyeti, daha erkeğin spermi ile kadının yumurtası tüplerde birleştiğinde belirlenir. İnsanın tüm vücut bilgilerini taşıyan kromozomlar, toplam 46 tanedir. Bu 46 kromozomun 23 tanesi anneden yumurta yolu ile 23 tanesi de babadan sperm yolu ile gelir. 46 kromozomdan 2 tanesi cinsiyeti belirleyen kro­mozomlardır, di­ğer 44 tanesi ise vücudun diğer özelliklerinin bil­gilerini taşırlar. Bu kromozom­lar, insanın bütün hücrelerinde aynı sayıda iken sade­ce eşey hücreleri 23 kromozom yani diğer hücrelerin yarısı kadar kromozom içerirler. Bu 23 kromo­zomdan 1 tanesi cinsiyet kromozomudur. Cinsiyet kromozomları X ve Y harfleri ile gösterilir. Kadının yumurta hücreleri her zaman X kromozomu taşırken, erkeğin spermlerinin bazıları X, bazıları ise Y kro­mozomu taşır. Döllenme sırasında X taşı­yan sperm yumurtayı döllerse bebek kız, Y taşıyan sperm yumurtayı döllerse, bebek erkek olur. Bu yüzden bebeğin erkek ve­ya kız olması, babadan gelen spermlerin taşıdığı cinsiyet kromozomlarına göre be­lirlenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/bebegin-erkek-kiz-olmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cilt tipine göre beslenme</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/cilt-tipine-gore-beslenme/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/cilt-tipine-gore-beslenme/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2010 09:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4669</guid>
		<description><![CDATA[Cilt tipine göre beslenme, Kadinlarozel.net Cilt sorunlarınızı sadece kozmetik ürünler kullanmak yerine doğru beslenerek de tedavi edebilirsiniz… Kuru cilt Genellikle vücudun ihtiyacı olan temel yağ asitlerinin eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu nedenle iyi yağ asitlerini tüketirken cimrilik yapmamalı, A ve E vitamini içeren besinler tüketmelisiniz. Sivilcelenme Bu hiç de kolay bir tedavi edilebilir br cilt sorunu değildir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cilt tipine göre beslenme, </p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/cilt-beslenme.jpg" border="0" align="left" title="Cilt tipine göre beslenme" alt="cilt beslenme Cilt tipine göre beslenme" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Cilt sorunlarınızı sadece kozmetik ürünler kullanmak yerine doğru beslenerek de tedavi edebilirsiniz…</p>
<p>Kuru cilt</p>
<p>Genellikle vücudun ihtiyacı olan temel yağ asitlerinin eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu nedenle iyi yağ asitlerini tüketirken cimrilik yapmamalı, A ve E vitamini içeren besinler tüketmelisiniz.</p>
<p>Sivilcelenme</p>
<p>Bu hiç de kolay bir tedavi edilebilir br cilt sorunu değildir. Genellikle vücuttaki çinko eksikliğinden kaynaklanır.(Tırnakların üzerinde beyaz lekeler olan kişilerde çinko eksikliği bulunuyor demektir.)</p>
<p>Mat cilt</p>
<p>Detoks programlarıyla cildinizi yenileyebilirsiniz. Genellikle sindirim sistemindeki tembelleşme cildin matlaşmasına neden olur.</p>
<p>İnce çizgiler ve kırışıklıklar</p>
<p>Sebest radikaller gün içinde cilde saldırarak kolajen ile elastikiyetin azalmasına neden olur. Bu tip sorunlarda antioksidanlar cilde dolgunluk kazandıran dokuların edilmesi konusunda oldukça etkilidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/cilt-tipine-gore-beslenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diyabetli kadın nasıl gebe kalabilir?</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/diyabetli-kadin-nasil-gebe-kalabilir/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/diyabetli-kadin-nasil-gebe-kalabilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 09:08:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabetli kadın nasıl gebe kalabilir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4627</guid>
		<description><![CDATA[Anne adaylarının korktuğu hastalık… Doç. Dr. Arda Lembet, diyabeti olan kadınların gebe kalmadan birkaç ay önce özel takip ve tedavi programına alınarak, gebeliği sırasında diyabet ortaya çıkan kadınların ise yine düzenli takibin yanı sıra kişiye diyet ve egzersiz uygulaması ile sağlıklı bir bebek dünyaya getirebileceğini bildirdi. Doç. Dr. Lembe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diyabetle yaşamayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="bs_image" src="http://images.saglikbilgisi.gen.tr/img/572588detay.jpg" title="Diyabetli kadın nasıl gebe kalabilir?" alt="572588detay Diyabetli kadın nasıl gebe kalabilir?" />
<p class="bs_video">
<p>Anne adaylarının korktuğu hastalık…</p>
<p>Doç. Dr. Arda Lembet, diyabeti olan kadınların gebe kalmadan birkaç ay önce özel takip ve tedavi programına alınarak, gebeliği sırasında diyabet ortaya çıkan kadınların ise yine düzenli takibin yanı sıra kişiye diyet ve egzersiz uygulaması ile sağlıklı bir bebek dünyaya getirebileceğini bildirdi.</p>
<p>Doç. Dr. Lembe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diyabetle yaşamayı bilen, kontrollerini düzenli yaptıran ve hastalığı kontrol altında tutulan diyabetlinin sağlıklı bir bebek sahibi olmaması için ortada bir neden kalmadığını söyledi.</p>
<p>Lembert, gebelik diyabetinin tüm gebelerin yüzde 3-5′i arasında görüldüğünü dile getirerek, gebelik şekeri olanların önce özel bir diyete alındığını belirtti. Hastalığın diyetle kontrol altına alınamaması halinde başka ilaç vermeye gerek kalmadığını fakat kontrol altına alınamayan hastalarda insülin tedavisini uygulamak gerektiğini kaydeden Lembet, gebelikte görülen şekerde bebeği bekleyen riskler bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Anneden bebeğe geçen glikozun bebeğin indirmeye çalıştığı sırada insülin denilen bir hormon salgıladığını, bunun sonucunda da bebeğin şişmanladığını anlatan Lembet, insülin tedavisinin bebeğe hiçbir zararı olmadığını çünkü anneye verilen insülinin bebeğe geçmediğini bildirdi.</p>
<p>Lembet, gebelikte saptanan şeker hastalığında bebekte yapısal anormallik görünmediğine dikkati çekerek, gebelik şekeri nedeniyle olabilecek riskleri ise, ‘erken doğum, gebelik zehirlenmesi ve iri bebekten dolayı sezaryen, doğduktan sonra bebekte kalsiyum magnezyum dengesinde bazı bozukluklar, bebeklerin sarılığa biraz daha fazla maruz kalması’ olarak sıraladı.</p>
<p>Gebelikten önce şeker hastalığı bulunanlarda ise şeker hastalığının süresi ve şeker anormalliğinin derecesine göre bebekte görülebilecek anormallik düzeyinin de arttığını belirten Lembet, ”Şeker hastalığı gebelikten önce var ise ve hastalık kontrol altında tutulmamışsa omurilik defektleri, menangom, kalp ve yüz böbrek anormallikleri gibi çeşitli anormallikler oluşabiliyor” dedi.</p>
<p>Lembet, şeker hastalığı olan kadınlarda görme, göz dibi, kalp, tansiyon, böbrek ve sinir sisteminin normal olduğunun tespit edilmesi ve şekerlerinin de kontrol altında olması halinde gebe kalmalarına izin verdiklerini anlatarak, şeker hastalığı olanların gebelik geçirmesinin hastalığın şiddeti ve gidişatını kötü yönde etkilemediğini bildirdi.</p>
<p>Gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığının tanısının, 24-28 gebelik haftaları arasında yapılan önce 50 gram ve bu testin pozitif çıktığı hastalarda da sonrasında yapılan 100 gramlık şeker yükleme testi ile konulduğunu ifade eden Lembet, risk faktörü bulunun hastaların 24. hafta beklenmeden gebelik tespit edildikten sonra şeker yükleme testlerini yaptırması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Lembet, sözlerini şöyle tamamladı:</strong><br />
”Bebek sahibi olmak isteyen diyabet hastası kadınlar ve gebelik sırasında diyabet teşhisi konan kadınların sağlıklı bir doğum için dikkat etmeleri gereken en önemli konu, düzenli doktor kontrolü, özel beslenme planı ve tedavi programına uymalarıdır. Diyabeti olan kadınların gebe kalmadan birkaç ay önce özel takip ve tedavi programına alınarak, gebeliği sırasında diyabet ortaya çıkan kadınların ise yine düzenli takibin yanı sıra kişiye özel diyet ve egzersiz uygulaması ile sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilirler.”</p>
<p>AA</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> http://www.haberturk.com/saglik/haber/572588-diyabetli-kadin-nasil-gebe-kalabilir</p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/diyabetli-kadin-nasil-gebe-kalabilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günlük Atıştırma menüsü, Önerilen öğün ve atıştırma planları</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/gunluk-atistirma-menusu/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/gunluk-atistirma-menusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 09:08:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4626</guid>
		<description><![CDATA[Günlük Atıştırma menüsü, Önerilen öğün ve atıştırma planları Kadinlarozel.net Önerilen öğün ve atıştırma planları Favori yemeklerinizi değerlendirmek Favori yemek tariflerinizi ilk kez bir araya getirdiğiniz zaman ne kadar çeşit bulabildiğinize bir bakın. Birçok insan, düzenli olarak aynı yemekleri hazırlamaya ve servis yapmaya devam eder, farkında olmadan yirmi ya da daha fazla favori yemeği tekrarlarlar. Siz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günlük Atıştırma menüsü, Önerilen öğün ve atıştırma planları</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/atistirma.jpg" border="0" align="left" title="Günlük Atıştırma menüsü, Önerilen öğün ve atıştırma planları" alt="atistirma Günlük Atıştırma menüsü, Önerilen öğün ve atıştırma planları" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Önerilen öğün ve atıştırma planları</p>
<p>Favori yemeklerinizi değerlendirmek<br />
Favori yemek tariflerinizi ilk kez bir araya getirdiğiniz zaman ne kadar çeşit bulabildiğinize bir bakın. Birçok insan, düzenli olarak aynı yemekleri hazırlamaya ve servis yapmaya devam eder, farkında olmadan yirmi ya da daha fazla favori yemeği tekrarlarlar. Siz de bu insanlardan biri misiniz? Evinizde en çok hazırlanan ve servis yapılan yirmi yemeği kendi kendinize düşünün ve listeleyin.</p>
<p>Yirmiye ulaşmakta zorluk çekiyor musunuz? Mutfakta bu kadar çok zaman geçirdiğimizde, birçok yemek tarifi biriktirdiğimizde, dosyalar ve yemek kitabı raflarına sahip olduğumuzda hissettiklerimiz şaşırtıcı değil mi?<br />
Bu yüzden değişik yemek hazırlamak konusunda bir şeyler yapmak için zaman ayırın. Öncelikle geçen yıl boyunca hiç kullanmadığınız yemek tarifi klasör­lerini atın. İhtimal olarak eski tarifleri yakın zamanda yapmadıysanız büyük olasılıkla yakın bir zamanda da onları yapmayacaksınız. Daha sonra çekmece, ayakkabılık, klasör ya da kişisel bilgisayarınızda yeni bir yemek tarifi dosyasına başlayın. Son olarak yeni tarifleri ekleyip kaydettiğinizde, onları arşive koymadan önce bir kez deneyin. Memnun kalırsanız (aileniz de), onları uygun şekilde dosyalayın. Daha sonra dönüşümlü menünüze ya da haftalık, aylık öğün plan­larınıza dahil etmeye başlayın.</p>
<p>Daha sonraki bölümlerde, benim favori yemek tariflerimden bazıları da pay­laşılacaktır. Hoşunuza giden birkaçını bulun ve koleksiyonunuza ekleyin.</p>
<p>Kilo vermek için öğün planları oluşturmak<br />
6. Bölümde, günlük diyete dahil olması gereken her çeşit besin grubundan porsiyon miktarı gibi önerilerde bulunmuştuk. Öneriler, hem sağlığı koruma hem de kilo verme önerilerini içeriyordu. Aşağıdaki öğün planlan bu önerileri karşılar. Aynı model temelinde örnek planlarınızı izlemeyi tercih edebilir ya da kendi kişisel planınızı oluşturabilirsiniz.</p>
<p>1200 ya da 1800 kalori düzeylerinde yapılan rehberleri izlemeyi tercih ederseniz, uygun bir şekilde gıda grupları porsiyonlarına uymanız gerekecektir. Bu planların size dengeli, besleyici, az kalorili yemekleri nasıl hazırlayabileceğiniz ve nasıl tüketebileceğiniz hakkında bazı fikirlerin oluşması konusunda yardım ettiğini aklınızda bulundurun. Her besin grubundan çeşitlilik ve makul porsiyonlarda birleşen dengeli gıda seçimleri yapmak sağlıklı, az yağlı yemekler için çok önemlidir. Belirli bir kalori düzeyini sürdürmek için yiyeceklerin aşırı yağ olmadan hazırlanması ve makul porsiyonlar­da tüketilmesi gerekir.</p>
<p>İhtiyaçlarınızı karşılamak için öğün planlarından yararlanmak<br />
Aşağıdaki iki haftalık menü planı, kendiniz ya da aileniz için hazırlayabile­ceğiniz örnek öğün türlerini içermektedir. Her biri çok çeşitli gıda seçenekleri sunar, besin gruplarını dengeler ve yiyecekleri makul porsiyonlarda dahil eder. Kendi ihtiyacınız için kalori gereksinimlerini içeren kişiselleşmiş öğün planları, uzman bir diyetisyen tarafından sağlanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/gunluk-atistirma-menusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karın Ağrısının sebepleri, Karın neden ağırır, Karın Ağrısı nedenleri, Karnınız mı ağrıyor?</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/karin-agrisinin-sebepleri/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/karin-agrisinin-sebepleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 09:00:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarda Karın Ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4597</guid>
		<description><![CDATA[Karın Ağrısının sebepleri, Karın neden ağırır, Karın Ağrısı nedenleri Kadinlarozel.net Karın ağrısı başlı başına bir hastalık değil, bir belirtidir. Özellikle ani başlayan karın ağrılarında mutlaka hekime danışılması ve danışılmadan ağrı kesici ilaç alınmaması gerekir… Ağrı toplumda en çok görülen şikayetlerden biri olup, karın ağrıları da hemen herkesin yaşamı boyunca en az bir kez karşılaştığı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karın Ağrısının sebepleri, Karın neden ağırır, Karın Ağrısı nedenleri</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/karin-agrisi.jpg" border="0" align="left" title="Karın Ağrısının sebepleri, Karın neden ağırır, Karın Ağrısı nedenleri, Karnınız mı ağrıyor? " alt="karin agrisi Karın Ağrısının sebepleri, Karın neden ağırır, Karın Ağrısı nedenleri, Karnınız mı ağrıyor? " /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Karın ağrısı başlı başına bir hastalık değil, bir belirtidir. Özellikle ani başlayan karın ağrılarında mutlaka hekime danışılması ve danışılmadan ağrı kesici ilaç alınmaması gerekir…<br />
Ağrı toplumda en çok görülen şikayetlerden biri olup, karın ağrıları da hemen herkesin yaşamı boyunca en az bir kez karşılaştığı bir durumdur. Karın ağrısının birçok nedeni var. Fazla gıda alımı, uygunsuz beslenme ve basit enfeksiyonlarda karın ağrısı sebeplerinin başında geliyor.<br />
Karın Ağrısının Sebepleri<br />
Karın ağrısı tek başına bir hastalığı tanımlamaz. Ancak birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bazı hastalıklar karın içindeki organlardan kaynaklanmasa bile karın ağrısına neden olabilir. Buna en tipik örnek akciğerlerin alt kısımlarını ilgilendiren enfeksiyonlardır. Zatürre (pnömoni) olarak tanımlayabileceğimiz bu gibi durumlarda öksürük ve benzeri bulgular yanında karın ağrısı da tabloya eklenebilir. Bir diğer örnek kalp krizidir (miyokard enfarktüsü). Kalp krizi genellikle sol omuz ve kola yansıyan göğüs ağrısına neden olurken seyrek olarak karın ağrısı ile de belirti verebilir.<br />
Karın ağrısının şiddeti ile hastalığın şiddeti ile genellikle paralel seyretmez. Örneğin gaz sıkıştırması veya gastroenterit gibi kendiliğinden geçen veya basit bir tedavi ile düzelebilecek durumlar şiddetli, kıvarandırıcı tarzda, şiddetli karın ağrısına neden olabilir. Buna karşın kalın barsak kanseri veya erken dönemde bir apandisit çok daha önemli hastalıklarken daha az şiddetde karın ağrısına neden olur.<br />
Karın ağrısı toksinlere, infeksiyona, safra yolları, böbrek, hastalıklarına, idrar yolu infeksiyonlarına, kadınlarda adet dönemine, ovülasyona, damar hastalıklarına, mide, karaciğer, pancreas, barsak sistemindeki ülser, kanser ve infeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir. Burada sayılması mümkün olamayacak daha birçok nedene bağlı olarak da gelişebilir.<br />
Karın Ağrısına Neden Olabilecek Başlıca Hastalıklar<br />
 İdrar yolu infeksiyonları<br />
 Safra kesesi taşı, safra kesesinin taşa bağlı iltehabı<br />
 Bebeklerde ilk 4 ayda görülen gaz ağrıları<br />
 Gaz sıkıştırması<br />
 Endometriozis<br />
 Gıda allerjisi<br />
 Besin zehirlenmesi (salmonella, şigella)<br />
 Fıtık<br />
 Hazımsızlık<br />
 Böbrek taşı<br />
 Laktoz intoleransı (süt allerjisi)<br />
 Adet kanamaları<br />
 Over kisti<br />
 Pelvik inflamatuar hastalık<br />
 Zatürre (genellikle çocuklarda)<br />
 Üst solunum yolu infeksiyonlarından sonra<br />
 Peptik ülser<br />
 Gastroenterit<br />
Çocuklarda sık görülen nedenler<br />
 Gastroözofagial reflü<br />
 Kronik kabızlık<br />
 Parazitler<br />
 Aşırı meyve şekeri alımı<br />
 Kan hastalıkları</p>
<p>Doktora Başvurulacak Durumlar<br />
Şiddetli, tekrarlayıcı, artan ve devamlı karakterde ağrılar<br />
- Ağrı ile nefesin kesilmesi, baygınlık hissi, kanama, kusma ve yüksek ateş olması<br />
- Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması<br />
- Dışkıda kan görülmesi<br />
- Karında gerginlik ve şişme olması</p>
<p>Çocuklarda Karın Ağrısı<br />
Kendini iyi hissettiği pozisyonda yatıp dinlenmesine izin verin.<br />
Yedirmeye çalışmayın. Eğer alabiliyorsa, az az sıvı almasını sağlayın.<br />
Doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç vermeyin.<br />
Doktora gitmeden karın ağrısıyla birlikte olan bulguları ( ishal, kabızlık, ateş …gibi), ağrının yerini, azaltan veya arttıran faktörleri not ederseniz tanı konmasına yardımcı olacağınızı unutmayın.<br />
Fonksiyonel karın ağrısında da çocuğun rol yapmadığını, gerçekten ağrı hissettiğini bilin ve onu suçlamayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/karin-agrisinin-sebepleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarhana Çorbasının Faydaları, Tarhana Çorbasının içindeki besinler, Ata yadigarı tarhananın faydaları</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/tarhana-corbas/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/tarhana-corbas/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 09:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çorbalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4593</guid>
		<description><![CDATA[Tarhana Çorbasının Faydaları, Tarhana Çorbasının içindeki besinler Kadinlarozel.net Fermente yani mayalandırılmış ürünler insanoğlunun binlence yıldır besin kaynağı. Başlangıçta, süt, et ve sebzeleri uzun süre korunması amacıyla yapılan bu yöntemin sağlık üzerinde yararı çok. Bu yöntemle hazırlanan ürünlerden biri de tarhana. Tarhana; buğday unu, yoğurt, biber, tuz, soğan, domates ve aroma verici bitkisel maddelerle yoğrulan hamurun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarhana Çorbasının Faydaları, Tarhana Çorbasının içindeki besinler</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/tarhana.jpg" border="0" align="left" title="Tarhana Çorbasının Faydaları, Tarhana Çorbasının içindeki besinler, Ata yadigarı tarhananın faydaları" alt="tarhana Tarhana Çorbasının Faydaları, Tarhana Çorbasının içindeki besinler, Ata yadigarı tarhananın faydaları" /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Fermente yani mayalandırılmış ürünler insanoğlunun binlence yıldır besin kaynağı. Başlangıçta, süt, et ve sebzeleri uzun süre korunması amacıyla yapılan bu yöntemin sağlık üzerinde yararı çok. Bu yöntemle hazırlanan ürünlerden biri de tarhana. Tarhana; buğday unu, yoğurt, biber, tuz, soğan, domates ve aroma verici bitkisel maddelerle yoğrulan hamurun fermente edildikten sonra kurutulması, öğütülmesi ve elenmesi ile elde ediliyor.</p>
<p>HASTALARDA DOĞAL DOPİNG</p>
<p>Atalarımızın Orta Asya’da yaşadıkları dönemde bulduğu bu gıda içerdiği besinlerle adeta sağlık deposu. Bir laktik asit fermentasyonu olan tarhana, bileşiminde yer alan maddelerin protein, vitamin ve mineral içeriği bakımından oldukça zengin bir besleyici değere sahip olması nedeniyle, özellikle bebek ve çocuk beslenmesinde oldukça önemli. Hamura ilave edilen yoğurt florasındaki laktik asit bakterileri fermentasyon sırasında patojen ve bozucu mikroorganizmalar üzerinde engelleyici etki yaratıyor. Fermentasyon sırasında besin öğelerinin bakteri kültürü ile ön sindirime tabi tutulması; tarhananın daha kolay sindirilmesini sağlayarak besleyici değerini yükseltiyor.. Ayrıca bileşimde yer alan yoğurt; unda eksikliği söz konusu olan esansiyel aminoasitler bakımından tarhanayı zenginleştirmektedir. Besleyici bileşimi yanında, iştah açıcı özelliği ile, bebek ve çocuklara, nekahat dönemindeki hastalarla, halsiz ve zayıf insanlara güç kazandırıcı, iyileştirici ve besleyici olarak da tarhana veriliyor.</p>
<p>SİNDİRİMİ DÜZENLEYİCİ ETKİSİ VAR</p>
<p>Nem çekme özelliği olmayan tarhana, bozulma belirtisi göstermeksizin 1-2 yıl süre ile saklanabilir. Geleneksel tarhana üretiminde, ürün güneş enerjisinden yararlanılarak kurutuluyor. Beslenme ve sağlık açısından çok değerli bir geleneksel ürünümüz olan tarhananın önemi yeterince bilinmiyor. Son yıllarda kadınların aktif iş hayatında rol almasına bağlı olarak hazır gıdalara duyulan gereksinim artmış ve bu hazır gıdalar arasına tarhana da katılmıştır. Bitkisel ve hayvansal hammaddelerin birlikte işlenmesi ile elde edilen, sindirimi kolay, besleyici değeri yüksek, iştah açıcı ve bağırsak florasını düzenleyici özellikleri olan bu ürünümüzün özgün nitelikleri korunmalı. Hijyenik şartlarda üretilen tarhana tüketiminin artması gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/tarhana-corbas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Alkol içmenin Zararları, Hamile iken alkol bebeğe zarar verirmi?, Hamilelik döneminde alkol</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/gebelikte-alkol/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/gebelikte-alkol/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 09:00:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Alkolün Zararları]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik dönemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4592</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte Alkol içmenin Zararları, Hamile iken alkol bebeğe zarar verirmi? Kadinlarozel.net GEBELİKTE ALKOL KULLANIMI Gebelikte kullanılan alkol abortus (düşük), ölüdoğum, bebekte gelişme geriliği, çeşitli baş-yüz gelişim kusurları ve zeka geriliği gibi istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilmektedir. Amerika ve diğer bazı gelişmiş ülkelerde zeka geriliğinin belirlenebilen en önemli nedeni anne adayının gebelikte alkol kullanmasıdır. Bu ülkelerde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte Alkol içmenin Zararları, Hamile iken alkol bebeğe zarar verirmi?</p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/gebelik-alkol.jpg" border="0" align="left" title="Gebelikte Alkol içmenin Zararları, Hamile iken alkol bebeğe zarar verirmi?, Hamilelik döneminde alkol " alt="gebelik alkol Gebelikte Alkol içmenin Zararları, Hamile iken alkol bebeğe zarar verirmi?, Hamilelik döneminde alkol " /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>GEBELİKTE ALKOL KULLANIMI<br />
Gebelikte kullanılan alkol abortus (düşük), ölüdoğum, bebekte gelişme geriliği, çeşitli baş-yüz gelişim kusurları ve zeka geriliği gibi istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilmektedir. Amerika ve diğer bazı gelişmiş ülkelerde zeka geriliğinin belirlenebilen en önemli nedeni anne adayının gebelikte alkol kullanmasıdır. Bu ülkelerde anne adayları arasında alkolizmin yaygınlığı ve bunun yarattığı sonuçlar ekonomik ve sosyal bir sorun oluşturmuş durumdadır. Şu an için ülkemizde anne adayları arasında alkol kullanımı yaygın değildir ve bunun böyle kalması toplumsal sağlık açısından çok önemlidir.</p>
<p>Gebelik döneminde kullanılan alkolün bebekte istenmeyen durumlar oluşturması alınan alkol miktarı ile doğru orantılıdır. Şu anda elimizde gebelikte alınabilecek en düşük alkol miktarı ile ilgili bir veri olmadığından anne adaylarına bu konudaki önerimiz gebeliğin planlandığı andan gebeliğin sonuna kadar alkol kullanmamalarıdır. Halihazırda alkol kullanmakta olan anne adaylarının da hemen şimdi alkolü bırakmaları bebeklerinin alkolden etkilenme riskini mutlaka azaltacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/gebelikte-alkol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru emzirme yöntemleri, Çocuğu nasıl emziririm, Doğru emzirme için&#8230;</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/dogru-emzirme/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/dogru-emzirme/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 08:01:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Emzirme Yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk emzirme Yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4575</guid>
		<description><![CDATA[Doğru emzirme yöntemleri, Çocuğu nasıl emziririm, Kadinlarozel.net Bebeğinizi en azından her 2-3 saatte bir veya günde 8-12 kez emzirmeniz gerekir. Eğeremmek istemiyorsa bir yarım saat-1 saat sonra tekrar deneyebilirsiniz ancak ilk haftalarda 5 saatten daha uzun süre emzirmeden uyumasına izin vermeyin. Bebeğinizi uyandırmak için yapabilecekleriniz şunlardır: Ø Üzerini soyun veya bezini değiştirin Ø Oturtun ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğru emzirme yöntemleri, Çocuğu nasıl emziririm, </p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/bebek-emzirme.jpg" border="0" align="left" title="Doğru emzirme yöntemleri, Çocuğu nasıl emziririm, Doğru emzirme için... " alt="bebek emzirme Doğru emzirme yöntemleri, Çocuğu nasıl emziririm, Doğru emzirme için... " /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Bebeğinizi en azından her 2-3 saatte bir veya günde 8-12 kez emzirmeniz gerekir. Eğeremmek istemiyorsa bir yarım saat-1 saat sonra tekrar deneyebilirsiniz ancak ilk haftalarda 5 saatten daha uzun süre emzirmeden uyumasına izin vermeyin.<br />
Bebeğinizi uyandırmak için yapabilecekleriniz şunlardır:<br />
Ø Üzerini soyun veya bezini değiştirin<br />
Ø Oturtun ve sırtını, karnını, ayaklarını nazikçe sıvazlayın<br />
Ø Yüzünü nemli bir havluyla silin<br />
Ø Bebeği teninizle temasa geçirin<br />
Emzirme tekniği<br />
Anne sütünün yapımı, annenin beslenmesinden bağımsız olarak bebeğin doğru teknik ve sık aralıklarla emzirilmesi sonucu artar. Doğru emzirme tekniğinde bebeğin kolları anne kucağında memeyi kavraması açısından aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir:<br />
Ø Meme ucunuzu baş ve işaret parmağınızla yuvarlayarak daha belirgin hale getirebilirsiniz.<br />
Ø Bebeği kavramadığınız kolunuzla göğsünüzü destekleyin. Başparmağınzı areolanın( meme ucunu çevreleyen koyu renkli bölge)1-2 cm üzerine üzerine koyun, diğer parmaklarınızı da göğsünüzü alttan desteklemek için kullanın. Parmaklarınızın areolaya dokunmamasına dikkat edin.<br />
Ø Göğüs ucunuzu bebeğin alt dudağına değdirerek ağzını açmasını sağlayın. Ağzını açar açmaz ağzını göğsünüze yaklaştırarak tüm areolayı kavramasını sağlayın. Süt areolanın arkasında depolandığından bebeğin ağzı tüm araolayı kavramalıdır. Sadece meme ucunu alırsa süt gelmeyebilir ve göğüs ucunuz acır. Bebeğin burun ucu ve çenesi göğsünüze değmelidir. Sabırlı olun tam yakalama sağlamak için bir çok kez denemeniz gerekebilir.<br />
Ø Emzirme normalde ağrılı veya memeyi acıtan bir olay değildir.<br />
Emzirme pozisyonları:<br />
Kucak pozisyonu<br />
Bebeği kucağınıza koyduğunuz yastığın üzerine yatırın.<br />
Başını kolunuzun kıvrımına yaslayarak poposunu elinizle<br />
destekleyin ve karnını kendi karnınıza doğru çevirin ki yüzü göğsünüze doğru dönsün.</p>
<p>. </p>
<p>Ters kucak pozisyonu<br />
Bu pozisyon bebeğin başını daha iyi kontrol etmenizi ve göğsünüze daha kolay yaklaştırmanızı sağlar. Bebeğin karnını karnınıza çevirin ve elinizle başını, ensesini ve omuzlarını kavrayın. Diğer elinizle de göğsünüzü tutun. Bebek meme ucunu tam kavrayınca, ellerinizi yukarıdaki pozisyona geçirebilirsiniz.</p>
<p>Koltuk altı pozisyonu<br />
Bu pozisyon özellikle sezeryandan sonra dikişleriniz iyileşene kadar kullanmak isteyeceğiniz bir pozisyondur. Ayrıca ikizleri de iki taraflı emzirmek için de kullanılabilir. Yine koltuğunuzun altına yastık yerleştirerek bebeği ve kolunuzu destekleyiniz. Bebeğin vucudunu kotuğunuzun altına yerleştirerek başını ve ensesini elinizle destekleyin. Ayakları ve poposu arkanıza bakmalıdır. Diğer elinizi de göğsünüzü desteklemek için kullanın.Göğsünüzü bebeğe yaklaştırmak yerine, bebeği göğsünüze yaklaştırıp göğüs ucunuzu kavramasını sağlayın.</p>
<p>Yatarak emzirme pozisyonu<br />
Bir yastığı başınızın altına, diğerini de bebeğin altına koyun. Bebeği, karnı sizin karnınıza değecek şekilde yan yatırın. Gerekirse iki yastıkla destekleyip ağzı tam göğüs ucunuzun önünde olacak şekilde yatırın. Bir elinizle de göğsünüzü destekleyin. Bu pozisyonda sezeryan dan sonra tercih edilebilir.</p>
<p>Bebeği memeden nasıl ayıracaksınız?<br />
Emzirme bittikten sonra bebeğiniz eğer kendisi göğüsten ayrılmıyorsa göğüsten ayırmak için parmağınızla ağzının köşesineden göğsünüze doğru bastırın. Eğer hala memeyi yakalamışken göğsünüzü çekerseniz ğöğüs ucunuz acıyabilir.<br />
Ne kadar süre ve sıklıkla emzireceksiniz?<br />
Anne sütü çabuk sindirilir ve bebeğinizin mide kapasitesi küçüktür. İki günlük olduğunda günde yaklaşık 8-10 kez emer buda her 2-3 saate karşılık gelir. Bebeğinizi her emmek istediğinde emzirin. Açlıklarını ağızlarıyla aranarak ve hareketlerini arttırarak gösterirler. Ağlama genelde en son belirtidir.<br />
Eğer bebeğiniz 1-2 emme hareketinden sonra yutkunuyorsa süt alıyor demektir. Emmesini bitirene ve uyuyana kadar göğsünüzde kalabilir. 5-7 günlükten itibaren bir göğüste 20 dakika kalırlar. Yutması bitene kadar aynı göğüste kalmasını sağlayın, daha sonra gazını çıkartın ve diğer göğüse geçirin.<br />
Sütünüzün yeterli olduğunu nasıl anlayacaksınız?<br />
Bebeğiniz günde 6-8 kez bezini ıslatıyorsa,<br />
Günde 2 veya daha fazla hardal sarısı cıvık ve pürtüklü kaka yapıyorsa,<br />
Emdikten ve gazını çıkardıktan sonra sakinleşip uyuyorsa<br />
Aktifse ve sesli ağlıyorsa yeterince anne sütü alıyor demektir.<br />
Göğüs ucunuzun yara olmaması için neler yapmalısınız?<br />
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, bebeğin anne göğüs ucunu alış şekli göğüs ucu yara oluşmasını en fazla etkileyen faktördür. İlk 1-2 haftada hafif acı ve yanma birbirimiziEğer bebek emmeye başladıktan sonra göğüs uçlarınızda ağrı hissediyorsanız bebeği memeden çekip vucut pozisyonunu ayarlayarak ağzını açıp göğüs ucunuzu dilinin üstüne ve damağına değdirerek tekrar deneyin. hissetmeniz normaldir .<br />
Emzirmeden sonra 1-2 damla sütü meme uçlarına sürün ve açık bırakarak kurutun. Göğüs uçlarında çatlama, kanama ve sürekli ağrı olması normal değildir. Bu problemleriniz oluyorsa mutlaka bebek doktoruzla temasa geçin.<br />
Göğüslerinizde süt birikirse ne yapmalısınız?<br />
Doğumdan sonraki 2.-3. günde göğüslerinizdeki süt artacaktır ve doluluk hissedeceksiniz. Bu dolgunluk hissi genelde 2-3 gün surer ve göğüslerinizde aşırı gerginlik ve ağrı hissedebilirsiniz.<br />
Bu durumda yapmanız gerekenler şunlardır:<br />
Bebeğin göğüsünüzün ucunu koyu renk kısmıyla beraber ağzının içine alıp almadığını kontrol edin. Sadece meme ucunu alıyorsa göğsü tam boşaltamayabilir.<br />
Bebeğinizi her 1-3 saate bir sık aralıklarla besleyin.<br />
Bebek emmekte zorlanıyorsa emzirmeden önce anne sütü sağılarak göğüsler bir miktar boşaltılabilir böylece göğüs ucu da daha çok belirginleşir.<br />
Emzirmeden önce ağrılı göğsün üzerine ılık kompres, emzirdikten sonra hala dolgunluk ve ağrı varsa soğuk kompres uygulayın<br />
Bebeğinizi sakin ve stressiz bir ortamda emzirin, rahatlamak için müzik dinlemeyi deneyin. Emzirme aralarını dinlenmeye ayırın.<br />
Eğer yukarıdakileri denedikten sonra halen göğüslerinizdeki şişlik aynıysa, kızarıklık varsa mutlaka doktorunuza danışın.<br />
Emziren annelerin dikkat etmesi gereken noktalar<br />
Dengeli beslenmeye ve günde yaklaşık 4 lt sıvı alımına dikkat etmelisiniz.<br />
Emzirirken taze meyve suyu veya süt gibi besleyici bir içecek alabilirsiniz.<br />
Hamilelik sırasında aldığınız prenatal vitaminlere emzirdiğiniz sürece devam edin.<br />
Bebeğinizi bir emzirme rutinine koymayı beklemeyin. Bebekler genellikle 6-8 haftada kendi rutinlerini oturturlar. Unutmayın ki bebek emdikçe, süt yapımı da artmaktadır.<br />
Bebekler hızlı büyüme dönemlerinde daha çok emmek isterler (genellikle 2-3 hafta, 6 hafta ve 3. ayda)<br />
Doktorunuz önermediği sürece bebeğe su, şekerli su veya mama vermeye hiç gerek yoktur. İlk 6 ay anne sütü bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yeter.<br />
Bebeğinizin veya sizin hasta olduğunuzu hissettiğinizde ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuzu arayın.<br />
Sağılmış anne sütünü nasıl saklayabilirsiniz?<br />
50-100cc sağılmış anne sütünü temiz bir kap veya süt saklama poşetine koyun. Donarken süt genişleyebileceğinden, tepeleme doldurmayın. Tüm torbalara mutlaka tarih ve miktar yazın. Sütü derin dondurucunun kapağına değil, en soğuk noktasına koyun.<br />
Güvenli süt saklama koşulları<br />
Odanın serin bir yerinde 6-8 saat<br />
Buzdolabının rafında 72 saat (3 gün)<br />
Buzdolabının buzluğunda 2 hafta-2 ay arası<br />
Derin dondurucuda 6 ay</p>
<p>Her zaman önce en eski tarihli sütü kullanın.<br />
Dondurulmuş anne sütünün eritilmesi ve ısıtılması<br />
Sakladığınız anne sütünü kesinlikle ocağın üstüne veya mikrodalga fırına koymayın. Bu sütün proteinini bozar ve sütün içinde oluşan sıcak noktalar bebeğinizin ağzını yakabilir. Süt poşetini bir kaba koyduğunuz ılık suyun içine ağzı dışarda kalacak şekilde batırarak çözülmesini sağlayın (ben-mari usulü) ve salladıktan sonra sıcaklığını kontrol ederek bebeğinize verin.<br />
UNUTMAYIN: Çözülmüş süt kullanılana kadar buzdolabında saklanmalıdır ve 24 saat içinde kullanılmalıdır. Bebeğinizi besledikten sonra sütün arta kalanını atın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/dogru-emzirme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bağışıklık sistemini düzenleyen diyetler, Bağışıklık sistemini güclendiren besinler,</title>
		<link>http://www.kadinlarozel.net/bagisiklik-sistemi/</link>
		<comments>http://www.kadinlarozel.net/bagisiklik-sistemi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 08:00:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>emre</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Bağışıklık sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinlarozel.net/?p=4567</guid>
		<description><![CDATA[Bağışıklık sistemini düzenleyen diyetler, Bağışıklık sistemini güclendiren besinler, Kadinlarozel.net Bağışıklık sisteminizi güçlendiren diyet! Hava sıcaklıklarının birden değişmesine bağlı ani ısı değişikliklerinin hastalıklara yol açmaması için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor. Uzmanlar, bağışıklık sisteminin kuvvetlemesi ve hastalıklara karşı vücudun dirençli olabilmesi için bol oksijenli havanın faydalı olduğunu, bunun için açık havada spor yapılması, pozitif olunması, bol yeşillik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bağışıklık sistemini düzenleyen diyetler, Bağışıklık sistemini güclendiren besinler, </p>
<div class="resim"><img style="height: 257px;" src="http://www.kadinlarozel.net/kadinlar/bagisiklik-diyet.jpg" border="0" align="left" title="Bağışıklık sistemini düzenleyen diyetler, Bağışıklık sistemini güclendiren besinler, " alt="bagisiklik diyet Bağışıklık sistemini düzenleyen diyetler, Bağışıklık sistemini güclendiren besinler, " /></div>
<p>Kadinlarozel.net</p>
<p>Bağışıklık sisteminizi güçlendiren diyet!<br />
Hava sıcaklıklarının birden değişmesine bağlı ani ısı değişikliklerinin hastalıklara yol açmaması için bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Uzmanlar, bağışıklık sisteminin kuvvetlemesi ve hastalıklara karşı vücudun dirençli olabilmesi için bol oksijenli havanın faydalı olduğunu, bunun için açık havada spor yapılması, pozitif olunması, bol yeşillik yenilmesi, stres ve yorgunluktan uzak durulması, her gece 7-9 saat uyku alınmasına özen gösterilmesi, işlenmiş hazır gıdalardan, kafein, alkol ve sigaradan uzak durulması, bunların yerine tam gıdalar, ekinezya ve ginseng gibi bitkisel çaylar ile taze meyve ve sebze sularının tüketilmesi gerektiği önerisinde bulundu.</p>
<p>İç Hastalıkları uzmanı Dr. Faik Akvardar ani ısı değişiklikleri ve kış şartlarında, olası hastalıklara karşı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bağışıklık sistemini (immun sistem), vücudu zararlı mikroplar ve hastalıklardan koruyan bir savunma mekanizması olarak tanımlayan Akvardar, bağışıklık sisteminin çevrede bulunan ve vücuda potansiyel olarak zarar verebilecek bakteri, mantar, parazit ve virüs gibi birçok organizmaya karşı korumakla yükümlü olduğunu belirtti. Akvardar, vücudun bu organizmalara karşı direncine &#8220;bağışıklık&#8221; adı verildiğini ifade ederek, &#8220;Bağışıklık sisteminin ana özelliği, yabancı istilacıları yok ederken, vücudun sağlıklı dokularının zarar görmesini de engelleyebilmesidir&#8221; dedi.</p>
<p>İnsan vücudunun, çevresinde bulunan çok sayıdaki mikrobun saldırısına uğradığını ve bu organizmaların vücuda girebilmek için uğraştığını anlatan Akvardar, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Sağlıklı bir vücut, karşılaştığı hastalık etkenleriyle ve yabancı maddelerle çoğunlukla bize hissettirmeden baş eder. Biz sıcak bastı ya da<br />
 terledik veya esen rüzgar yüzünden ürperdik zannederiz, fakat o esnada vücudumuzda büyük bir mücadele veriliyor olabilir. Bağışıklık sistemimizin mikroplarla girdiği bu savası kaybettiğimizde de ’hasta’ oluruz.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin görevi de sırasıyla, öncelikle bu organizmaların vücuda girmelerini engellemek veya vücuda girdikleri yerde yutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir. Bağışıklık sistemi bu görevlerini, yaşam süresi boyunca sürdürür, ancak bazı koşullarda (uykusuz kalındığında, dengeli beslenildiğinde, organ nakli veya kemoterapi gibi tedavilerde) bağışıklık sistemi yardıma gereksinim duyabilir.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin temel ögeleri, akyuvarlar, timus bezi, kemik iliği, lenf sistemi, hormonlar ve bazı proteinlerdir. Sistemin bu ögeleri, birlikte ve birbirini tamamlayacak şekilde çalışır.&#8221;</p>
<p>Akvardar, bağışıklık sisteminin güçlü olmasının göstergesinin &#8220;az hastalanmak&#8221; olduğunu belirterek, söz konusu sistemin zayıf olması durumunda vücudun enfeksiyonlara daha sık yakalandığını söyledi. Fırsatçı enfeksiyonların etkisinin en sık ciltte görüldüğünü ifade eden Akvardar, grip, halsizlik ve yorgunluk gibi durumlarla karşılaşıldığını dile getirdi.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin zayıf olmasının hastalıklara yakalanmak açısından bir risk olduğunu vurgulayan Akvardar, &#8220;Bu risk, erken dönemde hastalıklara çabuk yakalanma ve daha ilerleyen durumlarda ise vücutta kanser oluşumuna bile neden olabilir&#8221; uyarısında bulundu.</p>
<p>&#8220;BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ, OKSİJENLİ HAVADA GÜÇLENİR&#8221;</p>
<p>Akvardar, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve korunması için şu önerilerde bulundu:  &#8220;Açık havada spor yapın. Çünkü bağışıklık sistemi, oksijenli bir ortamda güçlenir. Birçok bakteri ve virüs, asidik ortamı sever ve sağlıklı ortamda yaşayamaz.</p>
<p>Pozitif olun. Mutlu, pozitif, gün boyunca kahkaha atan ve arkadaşlarına, ailesine, çocuklarına sarılan ve hayvan besleyip seven bir insanın bağışıklık sistemi bunları yapmayan bir insanınkinden çok daha kuvvetlidir. Bol bol yeşillik yiyin. Sebzeler, vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olan vitaminler, mineraller ve bitkisel besinlerce zengindir. Lifli yeşillikler ve brokoli, karnabahar ve kabak gibi sebzeler ise besinler ve antioksidanlarca zengindir.</p>
<p>Stres ve yorgunluktan uzak durun. Stres ve yorgunluk bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve bu bitkinlik bizi daha kolay hasta eder. Dinlenme ve uyku zamanlarında vücudumuz kendini toparlar ve onarır. Stres seviyenizi azaltmaya çalışın ve gevşemek için kendinize zaman ayırın. Mutlaka her gece 7-9 saat arası uyuyarak, vücuda kendisini toparlaması ve hastalıklarla savaşması için izin verin.</p>
<p>Kötü alışkanlıklardan kurtulun. Paketlenmiş ve işlenmiş hazır gıdalar, kafein, alkol ve sigara bağışıklık sistemini tehlikeye sokan zararlı<br />
 alışkanlıklardır. Bunları bırakarak yerlerine tam gıdalar, ekinezya ve ginseng gibi bitkisel çaylar, taze meyve ve sebze suları koyun. Bu şekilde bağışıklık sisteminize ve vücudunuzun işleyişine destek verin.&#8221;</p>
<p>GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN NELER YENİLMELİ?</p>
<p>Brokoli, kivi, enginar, yoğurt, domates, havuç bağışıklık sisteminin en iyi dostlarını oluşturuyor. Soya fasulyesinin içeriğinde bulunan isoflavanlar kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riskini azaltıyor.</p>
<p>Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşikler, kalp damar hastalıkları riskini düşürüyor.</p>
<p>Meyan kökünde bulunan glikozidler alerji ve iltihabı azaltıyor. Omega 3 yağ asitleri adı verilen ve balıkta bolca bulunan yağ asitleri ve<br />
 proteinli gıdalarda aldığımız arginin amino asidi, bağışıklık sistemi için önemli besin kaynaklarını oluşturuyor.</p>
<p>Yeşil çay, nar, semizotu, pancar, pazı ve tarçın antioksidan özellik taşıyor.</p>
<p>Ekinezya, soğuk algınlığında bağışıklık sistemini güçlendiriyor, fakat çok uzun süre kullanıldığında vücutta bağışıklık kazanıp etkisiz hale<br />
 gelebiliyor.</p>
<p>Probiyotikler bağırsak florası için faydalı etkilere sahip olan canlı bakteriler bileşimi, bağırsak sistemini destekleyerek hastalık yapan<br />
 mikroorganizmaların üremesine engel olabiliyor. Sindirimi kolaylaştırıyor ve bağırsaklarda üretilen vitaminlerin sentezinde rol alıyor.</p>
<p>Bilinçsiz yapılan diyetler ya da düzensiz beslenme de bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen nedenler arasında bulunuyor. Bulimia ve obezite rahatsızlığı olanlarda bağışıklık sistemi zayıftır. Bu nedenle diyetin mutlaka<br />
 beslenme ve diyet uzmanı kontrolünde yapılması gerekiyor.</p>
<p>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİREN ÖRNEK DİYET LİSTESİ</p>
<p>       Kahvaltı: 1 bardak yağsız süt,<br />
         4 kaşık müsli,<br />
         1 orta boy portakal veya 1 adet nar<br />
         Ara: 1 avuç kuru üzüm,<br />
         2 tane ceviz içi veya 8 tane badem,<br />
         Öğle: 3 köfte kadar ızgara et- tavuk veya balık- (Izgara, haşlama veya<br />
 fırında),<br />
         Nane-tere-marul-maydanoz ve havuçtan oluşan salata (1 tatlı kaşığı<br />
 zeytinyağı bol limon ile),<br />
         2 dilim tam buğday ekmeği<br />
         Ara: 1 meyveli yoğurt,<br />
         1 tatlı kaşığı keten tohumu<br />
         Akşam: 8 yemek kaşığı zeytinyağlı brokoli<br />
         Semizotu salatası<br />
         1 dilim tam tahıllı ekmek<br />
         1 orta boy kivi<br />
         Ara: 1 fincan yeşil çay 1 fincan ıhlamur<br />
         1 dilim ananas ve 6-7 adet çilek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinlarozel.net/bagisiklik-sistemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

